Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK


YETER YA!

06 Aralık 2019 - 08:02 - Güncelleme: 06 Aralık 2019 - 12:51

"Haklının yanında Hakk var, haksızın yanında şeytan!"

Elbette güçlünün güçsüzü un eder gibi ezip, utanmaz bir şekilde üzerinde halay çektiği; malın, mülkün, makamın, paranın bütün değer yargılarımızı kirlettiği bir süreçte şeytanın destek verdiği haksızların borusu ötecektir.

" Adalet mülkün temelidir! " yazar mahkemelerde. lakin güçlünün mülkü yok ettiği bir yerde adalet, ancak haksıza, haksızlığa temel olur maalesef...

Makam, çıkar hırsına bulanmış acımasız, kör zihniyetin; liyakat, vicdan, merhamet, bilgi birikim, insan sevgisi yoksunu  siyaset anlayışının sahip olduğu Şanlıurfa da; kültürel mirasın ayaklar altına alındığı bir süreçten geçiyoruz üzgünüm!

Bu durumun insani değerlerini, yeraltı yerüstü zengin kaynaklarını hergün biraz daha tükettiği bir şehrin evladı olmaktan nefret ediyorum artık!

Çağa hükmedecek kadim bir tarihe; fazlası ile çok kaynaklara rağmen çağın gerisine itilen bir şehrin evladı olmayı içime sindiremiyorum...

Mesele TEDAŞ'ın resmi İnternet sitesinde ülkede kaçak elektrik kullanımında ilk 20 il arasında olmayan, %90'nı kaçak elektirik kullanmadığı resmi verilerle ortada olan memleketimin 2 milyon insanının elektirik kaçakçısı (hırsızı) muamelesi görmesini hazmedemiyorum...

Aklım, havsalam almıyor arkadaş zorla mı? Ülkenin tarımına kalp, ciğer olacak bereketli topraklara sahip memleketim de bir enerji dağıtım şirketinin uygulamaları yüzünden tarımın bitme noktasına gelmesinin hiç bir izahı yok!

Ülkenin ekonomisine çatı olacak kadar zengin bir şehrim üstüne hükümetin cumhuriyet tarihine denk gelecek korkunç yatırımlarına rağmen en yoksul şehir; dışarıya en çok beden işçisi göçü veriyor olmanın mantıksal bir açıklaması yok.

Allah aşkına: Henüz bir hafta önce evlenen bir milletvekilinin damadına düğün hediyesi verir gibi daire başkanlığının verildiği bir şehirde neyi nasıl açıklayabilirim?!

Ahmet Kaya'nın dediği gibi, Muhammed İsa aşkına: Kendi kendini yönetme yetisinden yoksun sürü ile ismin habire danışman kadrolarına atanmasının yapıldığı şehirde hangi liyakat, hak, hukuktan bahsedebilir insan!

Modern bir çadırdan ibaret sözde bir STK'nın 200 bin lira ile satın alındığına dair söylentilerin bile mide bulandırdığı bir memlekette hangi hizmeti bekliyoruz?

Bir daire başkanının hukuki olmayan ve Belediye veya valiliğin yapması gereken bir etkinliğin şahıslara verilmesine imza atmamak için izne çıktığı bir yerde sürüleri ile ortada kalan göçerlere kimin sahip çıkmasını bekleyelim!

Yineliyorum ve sormaya devam ediyorum: Vekillik makamının vekilin yakınlarına iş, ihale, hususi araç, araca özel şoför ve devletin kesesinden yakıt olarak döndüğü iddia edilen bir şehirde haksızlığa uğramış hangi mazlumun hakkını kimden isteyebilir insan?!

Şehrin göbeğinde 3-5 ağaçlar süslenmiş beton yığını bir meydanın 50 milyona mal olduğu iddiaları dolaşırken bir şehirde; yokluğun pençesinde okula gitmek yerine gurbete çöp toplamaya giden 150 Bin genç kimin umurunda?!

İktidarın seçim zaferi kazanmış belediye başkanını o seçimde iktidarın seçim kaybetmesi için emek vermiş belediye başkanı istiyor diye görevden azledilmesinin gündeme geldiği bir yerde şehir dışına sürgüne gönderilen 700 taşeron işçisinin perişan hallerini kime anlatayım?!

Abdullah Aksak'a hukuk adı altında yapılmaya çalışılan hukuksuzluktur yahu!

Bunu bile görmek istemeyenlerin üstüne göbek attığı bir şehirde iflas eden çiftçiler, berbat yollar, kan ağlayan esnafın halleri kimin umurunda?!

Velhasıl dostlar; Ankara ve hükümete ilkbahar tadında gösterilen ve fakat içine girdiğimizde haksızlığın, torpilin, fuhuşun, uyuşturucunun, işsizliğin, tefeciliğin 2 milyon Urfa halkına  4 mevsim zemheri kara kış olduğu bir şehirde yoksula umut olacak ne kaldı elimizde?!

Fake sayfaların şehri resmen dizayn ettiği; BŞ başta olmak üzere herhangi bir belediyeyi, siyasetçiyi eleştirmenin bedeli olarak sosyal medyada itibar suikastini kimsenin ses çıkarmadığı bir şehirde hangi dürüst siyasetten medet umacağız?!

Yine de umudunuzu kaybetmeyin diyorum!

"Ateş, düştüğü yeri yakar!" düşüncesi, bencilce bir mülahazadır.
Oysa "Ateş, nereye düşerse düşsün, beni de yakar!" söz ve düşüncesi; kâmil ruhların vicdanlarının sesidir...

Siz, siz olun; haksızlığın karşısında durup vicdanlarınıza ses verin.

Hayat maçına 0-3 yenik başlayan coğrafyanın evlatları olarak bu şehirde bazı siyasilerin kendi çıkarları uğruna sizlere 4. 5. golleri atarak hezimete uğramanıza sebep olmalarına müsaade etmeyin...

Mesela bir vekilin belediye başkanından para istediği ve ses kaydı olduğu dedikodusu bile halkın içinde kalan umut kırıntılarını bile öldürür.

O dedikodunun, iddianın doğru veya yanlış olduğunu ortaya koyacak cesareti gösterin.

Doğruysa zaten vay halimize, yanlışsa utanılası bir yaşam biçiminden vazgeçmemiz gerektiğinin farkına varalım.

Yeter be!

Bu şehir kimsenin babasının çiftliği değil arkadaş.

YORUMLAR

  • 0 Yorum