Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK


GEL DE YAZMA!

16 Nisan 2020 - 22:34 - Güncelleme: 16 Nisan 2020 - 22:36

Hepinizin bildiği bütün dünyayı adeta dize getiren ve dünya çapında yüz binlerin, ülkemizde 2.000'ne yakın insanın ölümüne; bütün dünya ve ülkemizde adeta hayatın durmasına nesen olan Covid - 19 sürecinden geçiyoruz.

Tıpkı 82 milyonun çoğu gibi bir ayı aşkı süredir evimin dört duvarları arasına hapsolmuş, başta sağlık bakanımız Sayın Fahrettin Koca olmak üzere devlet büyüklerimizin izole olun uyarı ve çağrılarıma muntazaman uyuyorum.

En azından kendim ve evlatlarım, eşimle beraber üzerime düşeni yaptığıma inanarak.

Yine endişe içinde bekleyen ve  zaten bütünü demorilize olmuş toplum psikolojisini göz önüne alarak ve başta sağlık emekçileri olmak üzere; daha sürecin başından beridir aldığı önlemler, yaptığı hizmetlerle her zaman olduğu gibi Urfa'mızı bir baba gibi kucaklayan Sn. Valimiz Abdullah Erin ve valilik özel kalem personellerinin, 13 ilçe kaymakamı, kaymakamlık yazı işleri müdürleri ve personellerinin, belediyelerimizin temizlik ve yardım ekiplerinin, kolluk kuvvetlerinin, İŞKUR emekçilerinin can siparane bir şekilde verdikleri mücadelelerine hürmeten eleştirel makale yazmama kararı aldım.

Bu süreçte bana yakışan bu ölümcül illetin yarattığı karanlığı birlikte aşma inancını okurlarıma vermek canları pahasına mücadele edenlere destek olmaktı.

Sosyal medyam da başta ciddi sıkıntı çeken ailelerin ve bu değerli benim için birer kahraman olan emekçilere teşekkür ederek, moral vererek elimden geleni yaptım.

Yine beni tanıyanlar bilirler ki ilk günden beridir vizyonunu, merhametini, entelektüel birikimini, veren el, kucaklayan yüreğini kaleme alıyor olmanın tıpkı Sayın Valimiz Abdullah Erin'e, tıpkı değerli kardeşim Selim Bağlı'ya tıpkı inandığım dostlar gibi üzerime adete bir suçmuş gibi devrilen, zavallı bir algı operaayonu ile "Sivri, saldırgan, uslanmaz, asi" damgaları yememe sebep olan AB Uyum Komisyonu Başkanı, Ak Parti Şanlıurfa Milletvekili Sayın M. Kasım Gülpınar' ı da aylardır kaleme almadım.

Ancak az önce okuduğum bir haber doğrusu beni şaşırttığı gibi, "Ya yeter artık! Bu kadarı da ayıp be..." dedirterek bu satırları yazmaya itti.


Ülkemizde iktidarların Doğruyol ve Anavatan Partileri arasında tenis topu gibi el değiştirdiği dönemlerden beridir medeniyetin, sanatın, düşüncenin olduğu kadar tarihin de gerçek merkezi Siverek ilçemizde yer alan tarihi eserlerin, evlerin koruma altına alınması, aslına uygun restorasyonlarına yönelik doğru dürüst bir çalışma maalesef ki yapılmamıştır.

Elbette  2012 yılında dönemin Doğruyol, 2016 yılında Ak Partili Belediye Başkanı Resul Yılmaz'ın girişimleri ile sadece 1'er evin restore edilmesi gibi iyi niyetli ama yeterli olmayan girişimler yapılmadı değil fakat Siverek yıllar yılı her bağlamda olduğu gibi kadim tarihi ile de hak ettiği değeri maalesef ki hiç bir zaman görmedi.

İşte rahmetli babası çok değerli bakanımız Sn. E. Cenap Gülpınar'ın dönemini de kattığımızda son 9 dönemdir adeta Siverek'in çehresini değiştiren, kör talihini yenen ve yaptığı hizmetlerle Ak Partinin Urfa'daki vizyonu, gücü olan M. Kasım Gülpınar bu noktada farkını ortaya koymuştu.

Üzüldüğüm nokta Sn. Valimizin, Kültür Turizm İl Müdürümüzün yanında protokole imza atan Siverek Belediye Başkanı Sayın Aydın'ın ne o törende nede bu töreni haberleştiren basın mensuplarına Kültür Ve Turizm Bakanımızın, bakan yardımcımızın aldığı bu önemli kararda Sn. Gülpınar'ın büyük emeklerini ve aslına bakarsanız bu bağlamda tarihi başarısını dile getirmemiş olmasıdır.

Elbette Sn. Valimizin Sn. Vekilimizin bu emeklerinden haberinin olmadığına adım gibi eminim çünkü kendisini ziyadesiyle mutlu eden böyle bir kararın alınmasını sağlayan Sn. Vekilimize mutlaka teşekkür ederdi.

Asıl belki de seçildiği günden beridir Kültür Ve Turizm Bakanlığının kapısına bir kez olsun gitmemiş belediye başkanının suskunluğudur can sıkıcı olan.

Sertse sert...

Böyle önemli bir kararın alınmasının gerektirdiği vizyona sahip olmayanların bu kararı kendi başarıları gibi lanse etmeleri hoş olmamıştır.

Gelelim tıpkı daha bir süre önce yine Siverek'e engelli okulu kazandıran. Tıpkı henüz Cumhurbaşkanımız bağış kampanyası başlatmadan üç maaşını bağışlayarak adeta öncü olan. Tıpkı varlığına, karakterine, tertemiz siyasi anlayışına duyulan güvenle sadece Urfa da değil Doğu ve Güneydoğu da hatta İstanbul da bile yüz binlerce seveni, karşılığı olan bir milletvekilinin yaptığı hiç bir hizmeti bilmediğimiz gibi buda bilinmemeli miydi?

Taziyelere gitmeyi, düğünlerde boy göstermeyi; asla gerçekleşmeyecek vaatlerle seçmenini oyalamayan bir siyasi anlayışın aristokratı, dürüst, temiz bir siyaserin asilzadesi olmayı reklama dökmeyen bir adamı anlattığım için doğan tepkileri şimdi anladınız mı?

Gel de yazma arkadaş...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum