İstanbul merkezli hükümete yakın gazetelerde “SGK ve vergi borçları için yapılandırma çağrıları” başlığıyla yayımlanan yazılar, ülke genelinde olduğu kadar, Şanlıurfa’daki esnafın, küçük işletmecinin ve çiftçinin de kulaklarını dikmiş durumda.
Çünkü bu türden makaleler rastgele yayımlanmaz. Böylesi çıkışların genellikle iki temel anlamı vardır: Birincisi, kamuoyunu psikolojik olarak bir sürece hazırlamaktır. İkincisi, devletin tahsil edemediği alacaklarla ilgili yaşadığı çıkmazın sessiz bir ifadesi olarak, toplumda destek arayışına girilmesidir.
Eğer bu bir işaret fişeğiyse, biz de Urfa’dan kendi havai fişeğimizi gönderelim:
Şanlıurfa’da sokakta dolaşan herkes, bu yapılandırmayı sadece bir borç indirimi değil, bir ekonomik nefes kapısı olarak görüyor.
Urfa’da Durum: Afetler, Borçlar ve Dengesiz Rekabet, Pandemi sonrası toparlanmaya çalışan işletmeler, sadece küresel ekonomik krizle değil, doğrudan yaşadıkları afetlerin yarattığı yıkımla da mücadele ediyor.
Şanlıurfa;
– Kahramanmaraş ve Adıyaman merkezli 6 Şubat depremlerinde, fiziki olarak yıkılmasa da sosyal, ekonomik ve psikolojik olarak büyük darbe aldı.
– Ardından yaşanan büyük sel felaketi, esnafın malını, arşivini, stokunu, hatta bazı canlarını aldı.
– Bu yaraların üstüne gelen yüksek enflasyon, enerji ve işçilik maliyetleri, işletmeleri ayakta tutamaz hâle getirdi.
Tüm bunların yanında, resmî ve gayri resmî toplamda 500 bine yaklaşan Suriyeli mülteci nüfus, Urfa’daki iş gücü dengesini de ciddi biçimde etkiliyor.
Suriyeliler;
– Vergi ve SGK yükümlülüğü olmadan faaliyet gösteren bazı işletmelerde,
– Ucuz iş gücü karşılığında sigortasız çalıştırıldıkları alanlarda,
– Yasal zemini netleşmemiş ekonomik ilişkilerde
yerel esnafla rekabet etmek zorunda bırakılıyor.
Ancak bu rekabet yalnızca yerel esnafa değil, Suriyelilere de zarar veriyor.
Kuralsız, denetimsiz ve eşit olmayan bu sistem;
– Bir yandan Urfa esnafının ayakta kalmasını zorlaştırıyor,
– Diğer yandan Suriyeli mültecileri kalıcı güvencesizlik içine hapsediyor.
Buradaki mesele, bir halkı ötekileştirmek değil; adaletsiz sistemin tüm taraflara verdiği zararı görünür kılmaktır.
Bugün Urfa’da;
– Esnaf SGK primlerini ya geciktiriyor ya hiç ödeyemiyor,
– Küçük sanayi işletmeleri her ay bir taksiti öderken diğerine kaynak bulamıyor,
– Çiftçi, sulama borçlarıyla birlikte vergi taksitlerini denkleştiremiyor,
– Genç girişimciler, BAĞ-KUR borcu nedeniyle sistemin dışına itiliyor.
Üstelik sadece kamu borcu değil, özel bankalara olan POS cihazı, kredi ve çek borçları da ciddi bir yük hâlinde.
Urfa’da sistem hâlâ dönüyorsa, bu esnafın manevra kabiliyetindendir, doğrudan kamu desteğinden değil.
Yapılandırma Sadece Bir Af Değil, Güvenin Yeniden Tesisi Olmalı. Eğer Ankara bir yapılandırma hazırlığı içindeyse, bu sadece “faiz silme”, “taksitlendirme” gibi teknik başlıklarla sınırlı kalmamalı.
Bu adım, toplumla yeniden güven temelli bir sözleşme olarak görülmeli.
Urfa’daki insanlar sadece ödeme kolaylığı değil, yarını görebilme ihtimali arıyor.
Bu yapılandırma; alacak tahsilatından öte, ekonomik bir yeniden kucaklaşma anlamı taşımalı.
Kaldı ki, daha önce uygulanan en son yapılandırma – 7440 sayılı Kanun kapsamında 2023 yılı sonuna kadar – devletin kasasına 156 milyar TL’lik gelir sağladı.
Eğer o yasal düzenleme hayata geçirilmemiş olsaydı, özellikle enflasyonun bu denli yakıcı olduğu bir dönemde, bu alacakların büyük bölümü ya yargı yüküne dönüşecek ya da zaman aşımına uğrayacaktı.
Peki yapılandırma kötü mü oldu? Hayır.
Bu adım, borcun kangrene dönüşmesini önleyen bir pansuman işlevi gördü.
Şimdi yeniden bir yapılandırma;
– Ekonomiye nefes,
– Kamuya kaynak,
– Esnafa güven sağlayabilir.
Sözümüz Devlete: Nabız Burada Atıyor, Ses Orada Duyulsun
Bu yazı bir çağrı değil;
Bir nabız raporudur.
Urfa’da, Halfeti’de, Viranşehir’de, Siverek’te, Eyyübiye’nin arka sokaklarında, Haliliye’nin çarşısında, Karaköprü’nün mahallelerindeki esnaflarında…
Bu yapılandırmanın adı geçiyor. Kimi umutla bekliyor, kimi bıkkınlıkla “yine seçim yatırımı mı” diye soruyor.
Ama herkes biliyor ki:
Bir düzenleme gelmezse çok kişi sistem dışına düşecek.
Ve yine her zaman olduğu gibi, bu yazıyla siz değerli okurlarımıza bir mesaj daha vermeye çalıştık:
Urfa’nın sesi duyulmadan Türkiye tamamlanmaz.
Hayatı, doğruları ve bu şehri seven herkese saygılarla…

Yorumlar
Kalan Karakter: