Ercan AKKAR

Ercan AKKAR


İNSANLIK BU KEZ TAMAMEN ÖLDÜ…

02 Mart 2020 - 15:41

İnsan için dünyaya gözlerini açtığı topraklar, her türlü imkansızlığa rağmen yine de çok önemli ve çok değerlidir. İnsan doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalsa bile, gönlünün bir tarafı hep doğduğu yerde kalır ve o topraklara özlem hiçbir zaman bitmez. 

 

Bir de her insanın doğduğu topraklar, öyle veya böyle birçok kaynağı sahiptir. O kaynaklar, o ülkede yaşayan insanlara aittir. Elbette dünya insanlarıyla  paylaşmak zorunda olunan kaynaklar da vardır ve bunu bedeli karşılığında satarlar. Yani ihtiyaç fazlasını satar, ihtiyacı olanı alabilirler. 

 

Gelin görün ki bu realiteler, bugün ki dünya düzeninde geçerli değildir. Yani bazı insanlar şanslı, bazıları da şansız doğarlar. Çünkü bazı insanların doğduğu toprağı yönetenler demokrasi, hukuk çerçevesinde tüm ülke insanının mutluluğu için çalışıp çabalarken, bazı ülkeleri yönetenler ise, başta kendi ve yakın çevresi ile yandaşlarının geleceği doğrultusunda baskıcı bir yönetim seçerler.

 

Diğer bir realite de, kendi insanının, ya da kendi ülkesinin çıkarlarının dışında hiçbir düşünceyi tanımayan güçler bulunmasıdır. Bunlar günümüz dünya düzenin de ellerindeki silah gücünü kullanarak, zayıf olanın kaynaklarını işgal ettikleri topraklardan bedelsiz çalarak, kullanmaktadır. Maalesef günümüz dünya düzenin de güçlü, güçsüzün elindekini avucundakini aldığı gibi bir de evini başına yıkıp, topraklarından zorla koparmaktadır.

 

Ortadoğu coğrafyası hem insan, hem de doğal kaynaklar bakımında çok zengin bir potansiyele sahiptir. Ancak, bu ülkeleri yönetenlerin neredeyse tamamına yakını, insanının mutluluğu ve huzuru yerine kendi ve yandaşlarının mutluluğunu ve huzurunu önceleyerek, iktidarının devamı için diktatör bir yönetim şeklini seçerler.

 

Bunlardan biri de babasının oğlu Beşşar Esad’dır. Beşşar Esad, diktatörlüğü 30 yıl aralıksız Suriye'yi yöneten ve birçok katliama imza atan babası Hafız Esad’tan öğrendi. Beşşar Esad, ülkesini babası gibi yönetmek isterken, 9 yıl önce daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, gelir dağılımında adalet, ülke kaynaklarının bölüşümünde eşitlik isteyenlerin taleplerini kanlı bastırmak isterken, dışarıdan bu kaynaklar da gözü olanların da etkisiyle önce iç, sonra tüm dünyayı  etkileyen küresel savaşa yol açtı.

 

Bunun sonucunda Suriye’de doğanlar, büyük emeklerle kurdukları evleri, işleri ve tüm dünyaları diktatörleri ve Suriye topraklarındaki kaynaklara sahip olmak isteyen ve de ellerindeki silah gücüne güvenen ülkeler tarafından başlarına yıkılmakla kalmadı, doğdukları toprakları terk etmek zorunda bırakıldı.

 

Bugün 9 yıldır devam eden ve bitti derken yeniden daha gür alevlenen Suriye’deki savaşta, ne kadar insanın öldüğü tam olarak bilinmiyor. Ama milyonlarca insanın başta Türkiye olmak üzere, dünyanın birçok yerine dağıldığını biliniyor ve bugün dünya gündeminin ilk sırasında bu mülteciler yer alıyor.

 

Türkiye, milyonlarca Suriyeli’ye kapısını açarak ev sahipliği yaptı. Ülkemizde, Suriyeliler çok tartışıldı. İşsizliğin, pahalılığın nedenleri olarak görüldü. Avrupa Birliği, ‘sizde kalsın, para verelim’ dedi. Ensarlık gereği kucakladığımız komşularımız, zaman zaman ırkçı saldırı ve söylemlere maraz kaldı. Birçoğu zor şartlarda sosyal güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak görüldü. Kimi zaman iç, kimi zaman dış politika malzemesi yapıldı. Gelinen noktada ise ‘hadi gidin biraz da Avrupa size baksın’ noktasına gelindi.

 

Neredeyse tüm dünya yaşanan bu dramın farkında değildi, ya da farkında olmak istemiyordu. Ta ki, 2 Eylül 2015’te Muğla'nın Bodrum İlçesi Akyarlar Mahallesi Fenerburnu sahiline vuran, 3 yaşındaki Aylan Kurdi’nin cesedinin insanlığın suratına bir tokat gibi inmesine kadar. 

 

O gün insanlık öldü demiştik hepimiz. Bugün insanlık kalan kırıntılarıyla birlikte tamamen öldü. 

 

Türkiye kapıları açtı. Sadece Suriyeli değil, her milletten göçmen, mülteci ne derseniz deyin, daha iyi bir hayata ve çocuklarının geleceği için kış kıyamet demeden aç, susuz yollara düştü. Kimi jiletli telleri aşmak için, kimisi azgın ve buz gibi suları geçmek için, kimisi gaz bombalarına aldırış etmeden ölümü göze alarak, doğduğu ve büyüdüğü topraklardan umuda, yeni bir yaşama doğru mücadele ediyor. Tüm bunlar olup biterken tüm dünya izliyor, bu insanlar üzerinden pazarlığı sürdürüyor.

 

Sevgiyle kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum