Dün yayımlanan köşe yazımdan sonra aldığım telefonlar ve mesajlar, bugüne kadar hep içimde tuttuğum ama bir türlü kaleme alamadığım bir gerçeği yeniden hatırlattı bana. Artık eş dost hatırı, siyaset hesabı, çıkar beklentisi olmadan yazma zamanı geldi. Bundan sonra bu köşede, Şanlıurfa’ya gerçekten emeği geçmiş, beyaz atlarına binip sessizce aramızdan ayrılan iyi insanları yazacağım. Çünkü bu şehirde, hak edenlerin değil de birilerine “yalakalık” edenlerin adları tabelalara kazınır hale geldi.
Bakın, Doktor Faruk Subaşı örneği önümüzde duruyor. Parası olmayan hastaları her cuma ücretsiz muayene eden, “insan” olmanın hakkını veren bir hekimdi o. Yalnızca kendisi değil, bu memlekete yedi doktor evlat yetiştirdi:
Doktor Mahmut Subaşı, Doktor Şule Subaşı, Doktor Ahmet Subaşı, Doktor Ayça Subaşı, Doktor Funda Subaşı, Doktor Eylem Subaşı ve Doktor Halil Subaşı.
Bir aile düşünün; yedi evladını da bu ülkeye sağlık alanında hizmet etsinler diye yetiştirmiş. İşte, eğer bir caddeye, bir sokağa, bir parka isim verilecekse bu gibi insanların adı verilmelidir.
Ama biz ne yapıyoruz?
Topçu Meydanı’nı bir sabah kararıyla Rabia Meydanı yapan encümenlerin, “siyasi selam” dağıtanların elinde bu şehir kimliğini yitiriyor. Birilerine yaranmak, bir yerlere mesaj vermek için isimler değiştiriliyor. Oysa “Sezar’ın hakkı Sezar’a” demek gerek.
Bir gün, gerçekten değerli olanı anmak için törenler düzenleyeceğiz; ama o törenler çıkar uğruna değil, vicdan adına yapılacak.
Bir gün, encümen üyeleri kendi menfaatleri için değil, bu şehrin değerlerine sadakatle hareket edecek.
İşte o zaman, herkes hak ettiği değeri bulacak.

Yorumlar
Kalan Karakter: