Sermaye ile çıkar çatışmasında vicdanın ve vatanın sesi olmak…
Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım bir yazının ardından birden bire elime belgeler ulaşmaya başladı. İlk belgelerden biri, Şanlıurfa’dan tanıdığım Sayın Halil Altıngöz tarafından gönderildi. Kendisiyle uzun yıllardır tanışırım; vefakâr, memleketini seven ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan bir Urfalıdır. Belgeler elime geçince araştırmacı gazetecilik ruhum kabardı ve Sayın Mehmet Yalçınkaya’nın bor madenleriyle ilgili çalışmalarına daha yakından bakmak istedim.
21. Dönem Şanlıurfa Milletvekili olarak görev yapan Mehmet Yalçınkaya’nın, Türkiye’nin en stratejik yer altı zenginliklerinden biri olan bor madeni konusunda oldukça kararlı bir duruş sergilediğini gördüm. TBMM tutanaklarında Yalçınkaya ve 19 milletvekili arkadaşının, bor madenlerinin ülke çıkarına uygun işletilmesi için Meclis araştırması açılması yönünde önerge verdikleri açıkça görülüyor.
Ulusal basında yer alan açıklamalarında ise Yalçınkaya, bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı çıkarak, “Eğer bor madenleri özelleştirilirse ölüm orucu tutarım” sözleriyle tavrını net bir biçimde ortaya koymuş. Bu cümle, bir siyasetçinin yalnızca söylemde değil, inançta ve duruşta da ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor.
Bugün biliyoruz ki, Türkiye sınırları içinde bulunan bor madenlerinin piyasa değeri yaklaşık 5 trilyon dolar. Bu devasa kaynağın ülke dışına çıkmasına engel olmaya çalışan bir milletvekili olarak Yalçınkaya’nın çabaları, o dönemde sermaye çevrelerinin hoşuna gitmemiş olabilir. Ancak tarih göstermiştir ki, ülke menfaatini savunanlar çoğu zaman yalnız kalırlar.
Ne yazık ki bazı çevreler, bu tür isimleri itibarsızlaştırmak için yerel dedikodulara, çarpıtılmış manşetlere başvurur. “Yalçınkaya boru bırak, Urfa’ya bak” başlıklı haberleri görünce, konuyu daha fazla araştırmaya gerek kalmadığını düşündüm. Çünkü bazen her şey zaten ortadadır.
Bir tarafta milyonlarca dolarlık çıkar hesapları yapan sözde “milliyetçiler”, diğer tarafta ise trilyon dolarlık bir değeri korumaya çalışan Şanlıurfalı bir milletvekili… Elbette ki Yalçınkaya gibilerine tahammül edemezler; çünkü bu ülkenin yaramaz çocukları, sermayeye boyun eğmeyenlerdir.
Allah’tan Sayın Yalçınkaya’nın başına, Isparta’da düşen uçakta hayatını kaybeden bilim insanlarının akıbeti gelmedi. O olay hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, ülkesinin yer altı kaynaklarını korumak için mücadele eden bir milletvekilini konuşuyoruz.
SON SÖZÜM ŞUDUR:
Bu ülkede bazen namuslu olmak suç, sessiz kalmak ise ödül gibidir.
Ancak tarih, her zaman doğruyu savunanların yanında durur.
Takdir siz okuyucularımın…

Yorumlar
Kalan Karakter: