Duygu Sucuka

Duygu Sucuka

duygusucuka@hotmail.com

Tarsus'un Köylerinde Mevsimlik Tarım İşçileri

27 Ekim 2020 - 21:01 - Güncelleme: 29 Ekim 2020 - 11:28

Çocukluğumdan beri bizzat tanık olduğum bir konudur mevsimlik tarım işçileri.  Çukurova’ya Güneydoğu’nun değişik illerinden tarım işçisi olarak gelen işçiler, eskiden pamuk ekildiği için pamuk tarlalarında çalışırlardı, şimdilerde ise her türlü tarım işlerinde çalışıyorlar. Eskiden ırgat denirdi onlara, şimdi ise mevsimlik tarım işçisi deniyor. 

 

Tarsus’un köylerindeki tarım işçilerine dönük olarak kısa bir bilgi derlemesini paylaşmak istiyorum. 

260 haneli Egemen köyünde her yıl tarım işçisi olarak gelen ailelerin çocukları en başta düzenli eğitimden yoksun kalıyorlar. Birçok mahrumiyeti yanında getiren yaşam tarzı olan çadırlar, sağlıksız ve hijyenden yoksun bir yaşamı barındırıyor. Özellikle kız çocukları için hijyen çok önemli olmasına rağmen kötü yaşam şartlarının ötesinde yapılabilecek hiçbir şey yok gibi düşünürsünüz. Gerçekten yapılabilecek hiçbir şey yok mudur? Bunu sorgulamak gerekli. 

 

Tarsus’un ova köylerinden Egemen, Ağzıdelik, Baharlı, Kelahmet, Baltalı, Kulak, Yeşiltepe köyleri çok sebze üreten köyler. Mesela bunlardan Kelahmet köyü semizotu, Egemen köyü kabak deposu. Kış sebzeleri üretimi nedeniyle tarım işçiliği artık kışın da var. Eskiden yaz aylarında pamuk tarlalarında çalışmaya gelen tarım işçileri artık kış yaz, dört mevsim her yerde, her bölgede, her üründe çalışıyorlar. Öyle ki kış tarımı nedeniyle kışın çadır sayısı daha fazla oluyor. Mesela Eylül ayında 20 çadır varsa, Kasım ayında bu sayı 40’ı, 50’yi buluyor. Urfa, Hatay, Manisa, Şereflikoçhisar’dan gelen tarım işçileri, en çok Urfa’dan geliyorlar.

 

Egemen Köyü muhtarı Aydın Koyuncu’nun verdiği bilgilere göre; 

Köyün nüfusu 1000 civarı (580 seçmen var), geçen yıl (2019) köye gelen tarım işçisi 800 kişi, 2016’da bu sayı 1500 imiş. Çadırlara elektrik bir biçimde veriliyor. Elimden gelen yardımı yapmaya çalışıyorum, onlar da insan diyor Muhtar. Köye 12. ayda gelen tarım işçileri 5. aya kadar çalışıyorlar. En çok kabak üretiliyor, kavun karpuz üretimi için hazırlık yapılıyor, seralarda çalışılıyor. Çok bağlanıp kalmazlar bir yerde, bir iki ay burada dururlar sonra bakmışsın buradan sıkılıp başka yere gitmişler diye anlatıyor Aydın Muhtar. Geçici tarım işçisi kimliği veriliyor her birine ve buralarda o kimlikle dolaşıyorlar. 

 

Muhtar Aydın Koyuncu, konuşmamız esnasında Egemen Köyünün Yörük olduğunu söyledi. Bunu öteden beri biliyorum. Egemen Köyü, bizim köyün biraz aşağısında, Akdeniz’e daha yakın yerdedir. Yakın köyler birbirlerini tanırlar. Aydın Muhtar da bizim köydekileri tanıyor. Yörüklerden bahsedince kendisi, ben de Yörük çalışmalarımızdan bahsettim, 2 tane Yörük kitabı çıkardık dedim. Ve sonunda köye davet etti, buraya da gelin Duygu Hanım dedi. İnşallah, bu yazıya konu olan tarım işçileriyle ilgili bir çalışma yapmak üzere Egemen Köyüne gitmeyi planlayacağız artık. 

 

Egemen Köyünde 8 yıllık taşımalı eğitim de bulunuyor. Egemen’in çocukları dışında Çatalca, Ağzıdelik, Baharlı köylerinin çocukları da bu okula taşınıyor.    

 

Bir de Suriyeliler gerçeği var. Kendi vatandaşımız 50’ye çalışıyorsa aynı işi Suriyeli 20’ye yapıyor. İşveren de bu ucuz işgücünü tercih ediyor. Köylerdeki tarım işçiliğinde de aynı konu gündemde. 

 

Çadırlarda kötü yaşam şartlarını göz ardı etmemek lazım. Özellikle çocuklar için. Özellikle kız çocukları için. Egemen Köyünde uzun yıllar görev yapan öğretmen Bilgehan Güçtimur’a göre, köy okullarında toplam çocuk sayısının yaklaşık yarısını tarım işçisi ailelerin çocukları oluşturuyor. Yani köyün nüfusu kadar bir nüfus köyün kenarındaki çadırlarda ve kötü yaşam koşullarında yaşıyorlar. İç çamaşırı, çorap, vs gibi koruyucu giysiler, yaşam kültürü nedeniyle önemsenmiyor. Yaşam koşulları, temizlik ve hijyenden çok uzak. Peki, ne yapılmalı? Bu konuları konuşurken tarım işçiliğini ortadan kaldıralım diyemeyiz. Makineleşmiş tarıma geçmiş bir ülke değiliz. Tarım işçilerinin yaşam koşulları nasıl iyileştirilebilir, bunu konuşmak gerekir belki de. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Baltalı Köyünde, tarım işçilerine prefabrik konut yapımı projesi olduğundan bahsedildi. Projenin detayını henüz araştırmadım.

 

Eskiden Emniyet mensubu iken işini bırakıp öğretmenliği seçen Bilgehan Güçtimur öğretmenle uzun bir sohbetimiz oldu Tarsus’a gittiğimde. Siirt’te görev yapıyorken beni Güneydoğu’daki çalışmalarımdan isim olarak bildiğini ve sosyal medyada beni bulduğunu söyleyen öğretmen Bilgehan Hanım, kız çocuklarının okutulması konusunda çok çaba sarf etmiş, hatta bazılarını kendi evine alarak okula devamlarını sağlamaya çalışmış. Ama aileden gelen baskı sonucu kız çocuğu okulu bırakmış. Kişisel çabalar burada da görüldüğü gibi bir yere kadar, sonrası yok. Devletin yaptırım gücü devreye girmediği sürece bu gibi konularda sonuç almak kolay değil.  

 

Mevsimlik tarım işçileri için daha iyi yaşam koşulları aranırken ne yapılabilir, üzerinde durmak gerekir. Ancak yapılacak çalışmaların, projelerin, Çukurova’ya göçleri artırmamasına, mevsimlik tarım işçiliğinin kalıcı yerleşik hayata dönüşmemesine de dikkat etmek lazım. Ki bu durum eskiden beri hep olageldi. Çukurova son 1970’li yıllardan bu yana o kadar çok göç aldı ki, artık bunu taşıyamaz hale geldi.  

İlin yönetim mercileri, bilhassa sivil toplum kuruluşlarıyla elbirliği içinde tarım işçilerine dönük kültürel çalışmalar yaparlarsa, toplumsal gelişimimize büyük katkı sağlayacaklardır. Hijyen, temizlik, kız çocuklarının eğitimi gibi konularda kültürel değişime çok ihtiyacımız bulunmaktadır. 

 

xxx

 

Köylerdeki Cemaat Yurtları

 

Cemaat yurtlarını geçmiş yazılarımda işlemeye çalışmıştım. Devlet yeterli yurt yaparak üniversite gençliğini cemaatlerin elinden kurtarmalı demiştim. Gelinen noktada geçelim üniversite gençliğini bu olgu ilkokul seviyesine kadar indi. Köyde yurt yapan bir cemaat öylesine ilgi görüyor ki, köylü vatandaş çocuğunu o yurda yatılı veriyor, çocuğuma dini öğretiyorlar düşüncesiyle. Aile köyde yaşıyor, ilkokuldaki çocuğu bir sokak ötedeki cemaat yurdunda kalıyor. Cemaatler okullarda yarışmalar düzenliyor, birinciye mesela ailesiyle birlikte umre ziyareti veriyor. Bu yarışmalar Milli Eğitimin bilgisi dahilinde midir? 

 

Yukarıda tarım işçilerini işlerken saydığım köylerin hangilerinde cemaat yurtları bulunmaktadır, küçük bir örnek olarak halka sunulmalı diye düşünüyorum. Tüm ülkedeki cemaat ağlarını düşünen vatandaş, neden buna izin verildiğini sorma hakkına sahiptir. Dini devlet öğretir, devlet her şeydir. 

 

27 Ekim 2020 / duygusucuka@hotmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum