Hasan Köseler

Hasan Köseler


YAĞCILAR' IN YALAKALARIN ŞEHRİ OLMUŞ ŞANLIURFA!

07 Ekim 2020 - 19:31

Argo olarak, yağ çekmek diye adlandırdığımız, bu işi üstlenenlere de, kısaca yağcı, övücü gibi isimler verdiğimiz iş, yüzyıllardan beri hız kesmeden gelen oldukça muteber ve itibarlı adeta bir sanat dalı gibi kabul gören bir iştir.

Herkes yağ çekebilir mi? Yada bu işe ne kadar yakın, ne kadar meyyal olunabilir?

Övgü argümanlarını kullananların kabiliyeti bu işin dozajını ve temposunu iyi ayarlamaktan geçer.

Çünkü, övgüler boşa çıkmamalı, hedef tam on ikiden vurulmalıdır.

Övücüler; özlü, dokunaklı, bam telinden yakalayan, duyguları kontrol altında tutan, kararında, mutlaka tadında bırakılan sözlerin ustalarıdırlar.

Kesinlikle iyi tahliller yapan övücüler, övecekleri insanlarla ilgili derslerine oldukça iyi hazırlanmışlardır.

En büyük silahları, iltifat edilmekten ve hoş sözler duymaktan hoşlanan, övgülere bayılan, yaptıklarının ballandırarak anlatılmasına dayanamayanlar için sarf ettikleri, yerinde, ölçülü, gurur okşayan sözler ve cümlelerdir.

Övücü, yağcı her ne derseniz deyin köşe kapmada, yer tutmada, hedefinin hemen yanı başında bulunmaya ve bu yerleri kaptırmamaya odaklanmıştır.

Onlar için kim gelirse gelsin, hangi makamda ne gibi değişiklik olursa olsun fark etmez.

Önemli olan onların kalıcı olması, onların yerlerinde kalması ve bulundukları yeri muhafaza etmesidir.

Bütün övücülerde var olan, olmazsa olmaz kabul edilen sempatiklik, göz boyamada adeta bir geçiş üstünlüğü sağlar.

Hemen herkes bilir ki, çok az sayıda yönetici, övücülerin, yağcıların foyasını ortaya çıkarabilmiştir.

Övücüler gemilerini havada, karada yürütebilirler.

Yöneticilere duvar ördüren, ulaşmak istedikleriyle arasına kapılar koydurtan, görüşme iznini kendi elinde bulunduran övücüler, birçok idareci ile halk arasına sayısız engel koydular.

Ulaşılamayan, yanına varılamayan, dert anlatılamayan yöneticiler dönemleri yaşandı.

Halka açık, halkla birlikte yönetim, şeffaf olma gibi oldukça güzel ve yerinde kararlar bugüne kadar sadece lafta kaldı.

Övücüler, kuşatıcılar, yöneticiyi halktan uzaklaştırmanın kendilerince yollarını bulmada mahir olanlar, kapıları dikmek, kapı görevlileri koymak için gün sayıyorlar desek, yine inanan, aldıran ve ciddiye alan olmayacak!

Bugüne kadar açık kapı, beyaz kapı, mavi kapı gibi bir dünya kapı gören Şanlıurfa ya, dileriz dertlere deva olmayan yeni kapılar eklenmez.

Şanlıurfamız dışında bazı yerlerde bazı Belediye Başkanları, makam kapısını kaldırdılar. Demek istediler ki, halkla benim arama hiç kimse giremez!

Ne yağcı, ne övücü, ne kraldan fazla kralcı, ne de kendince kurallar ve maddeler sıralayıcı.

Gelen beni içeride görsün, bulsun, ne diyecekse desin dediler.

Bizim övücüler, kulakları çınlasın, geçmiş dönem yöneticilerimizin önemli bir bölümüne, kapılar koydurdular, Başkana ulaşabilmek zor olsun diye sıra-sıra masalar dizdirdiler, üç yıl sonraya, dört yıl sonraya randevular verdirdiler!

Övücüleri, yağcıları, kuşatmacıları, kuralcıları aşamadık gitti!

Ulaşmak istediklerimize bu şehirde yaşayanlar olarak ulaşamadık.  Şikayetlerimiz, dertlerimiz, taleplerimiz hep o kapılarda takıldı kaldı.

İnanın, bu konuda en mağdur şehirlerin başında Şanlıurfa var.

Şanlıurfalı bütün mağduriyetine rağmen, baştanbaşa vefa dolu bir seçim yaptı.

Bundan sonrasını nasip olursa bekleyip göreceğiz.

Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler…

Dokunur cümlenize, ne yazık gerçek kelam!

YORUMLAR

  • 0 Yorum