Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK


TEHDİT Mİ!

22 Şubat 2020 - 12:46

Atakan tamam da;

10 yaşında olup, 5 ayda 250 kitap okuyan Atakan'ı sadece 1 günde görenler; 100 yıldır  fabrikalarda, Tekstil atölyelerinde, sokaklarda, tarlalarda çalışan sömürülen 8/9/10 yaşlarındaki çocuk işçileri de göremediler!

Göremezler, görmek istemezler!

Evet, 1 günde medya maymununa çevirdikleri Atakan kendisini yokluk içinde büyüten annesine "Seni şöyle alalım!" diyerek kitap okumanın insanı insan yapmadığını kanıtladı...

Ama 250 kitap hatırına bir anneye yapılan bu ayıbı tolere edip görmeyenler; her yaz anneleri ile birlikte gurbet ellerde mevsimlik işçi olup, kendine bir kitap almak için çırpınan coğrafyamın yoksul çocuklarını görmediler.

O çocuklar ki, boylarını aşan pamuk çalıları, fındık ağaçları arasında ailelerine destek olmak için yitirdiler çocukluklarını.

Ben ve benden sonraki kuşak bölge insanının çoğunun çocukluğu, gençliği o tarlalarda kaldı. Hepimizin içinde bir türlü büyümeyen, acı çeken çocuklar kaldı...

Üşüdük, incindik, aç, açıkta kaldık, yaralandık, hastalandık yokluk belasında okumak için.

Coğrafyamın çocuklarını görmezler evet: Doğruları, gerçekleri, haksızlıkları, yanlışları görmek istemedikleri; görenleri yalnızlaştırmak, ötekileştirmek, sindirmek için her moku gördükleri gibi!

Malum, oldum olası Rus edebiyatına ayrı bir sempatim vardır. Bu sempati zaman zaman büyük Rus yazarlardan öykünmeme sebep olmuştur mutlaka ama bilen bilir: Mezopotamyanın gözleri ile görür, yüreği ile hisseder, acısıyla haykırırım...

Geçenlerde bir deneme makalesi yayınladım. Bir Rus edebiyatı örneği olan öykümde adı geçen kişilerin, mekan ve olayların bütünü ile hayal ürünü olduğu notunu eklererek.

Kıyamet koptu!

Ne acıdır ki olan oldu ve toplum Kejanov'un macerasını sorgulamak; "Yahu bu adam ne yazıyor, bir kulak verelim..." demek yerine, direk saldırıya geçti.

Neymiş Efendim; geçmişte Faruk Bayuk ve İbrahim Halil Yıldız beni tehdit etmiş de o gün bugündür  korkudan gıkım çıkmamış!

Faruk Bayuk ile bir tartışma yaşadığımız doğrudur. Kenan Bayuk'un yaptığı büyük saygısızlık da gerçektir! Hakeza bir dönem MKYK Üyesi İbrahim Halil Yıldız'ı ağır eleştirmişliğim de vardır.

O zamanlarda adamın biri çıkmış kendine vazife çıkarıp Yıldız'dan habersiz, Yıldız'a yalakalık olsun diye artistlik yapmış ama sonrasında dersini almıştı.

Adını yazmıyorum çünkü yakın dostum Mahmut Gülel'e ayıp olacak.

Çünkü Mahmut Gülel Siverekli dir ve anında bir Siverekli' nin bir başkasının tetikçisi olma ayıbına müdahele etmiş dostumdur. 

Kenan Bayuk'un yaptığı saygısızlığı Ağabeyi Faruk Bayuk kendine yaraşır bir duruşla düzeltmiş; o akşam sevgili Ahin Güneş ve Mehmet Günak'ın duyarlılıkları ile Faruk ve ben kucaklaşıp meseleyi kapatmıştık.

Çünkü Kenan toy bir adamdı. Muhatabım Faruktu...

Faruk da kendine yakışanı yapmış, Kenan'ın yaptığının nelere mal olacağını biliyordu...

Ki sonrasında dostane bir şekilde kapandı mesele.

Bu iğrenç iki iddiaya verilecek cevapları Bayuk ve Yıldız'a bırakıyorum... Çünkü ben sadece gülüp geçtim.

İsim vermeyeceğim ama İbrahim Halil Yıldız'ın beni tehdit ettiğini iddia eden şahsın yıllar önce Yıldız için beni aramış ve bu arama ile tanışmış olduğumuz isim olması iddiayı tam bir komediye çevirir.

İ. Halil Yıldız ile fikir ve düşüncelerimiz uyuşmayabilir. Aynı çizginin iki uç noktasında da olabiliriz. Lakin en ağır eleştirilerim sonrasında dahi birgün olsun beni rahatsız edecek tek bir sözünü duymadım.

Beni tehdit edecek adam daha bilmem ne olmadı diyecem ismi geçen Bayuk ve Yıldız'a ayıp olacak çünkü ikisi ile de böyle bir sorunum olmadı.

İnsan neden böyle bir iddia da bulunur bilmem ama her iddia ispata mahkumdur hodri meydan!

Mesele nedir biliyor musunuz?

Bu şehirde hatta bu ülkede hiç kimse gerçekleri gören ve gördüğünü kaleme alan gazeteci istemiyor!

O gazeteciyi para ile satın alamayan, tehdit ile yıldıramayanlar bu kez başlıyor iğrenç itibar suikastlerine.

Ama unuttukları birşey var ki, bunlar bende sökmez...

Kalemini, onurunu üç kuruşa satan bazı zavallılar yüzünden gerçekleri yazan isimlere atılan iftiralara dair söz söylemeyi dahi kendime hakaret sayarım...

Ne yani; bir milletvekili istiyor diyor lise mezunu bir adamın İlçe gençlik ve spor müdürü olmasına gözmü yumacağız!

Ne yani; şartnamelere sadık kalmayan paket ihaleleri görmezden mi geleceğiz!

Ne yani; memleketimi sarıp sarmalayan rezil ilişkileri görmeyecek miyim!

Arkadaş doğruları kaleme aldığım için beni sevmemelerinden ancak şeref duyarım...

Dolayısı ile coğrafyamın yoksul, çaresiz ama sesleri duyulmayan işçi, emekçi her biri on Atakan dan kıymetli ve zeki çocukları için yazmaya devam edecem.

"Kötülük için gereken tek şey, iyi insanların bir şey yapmamasıdır."  der Edmund Burke...

İyi miyim bilmiyorum ama kötülük karşısında asla ve asla bir şey yapamayan zavallı olmayacağım. 

Babam mezardan kalksa ve hata yapsa onuda yazarım.

Kimse altında başka bir şey aramasın.

Not: İstanbul, Ankara, Urfa ağırlıklı ama ülkenin birçok şehrine yaptığım ziyaretler, kitap çalışması, yeni albüm derken çok yoğunum.

Olaki beni tehdit etmek isteyen, sorunu olan varsa öncelikle Kejan Aşireti Genç Kanaat Önderi Müzaffer Kıran, Tırkan Aşireti Genç Kanaat Önderi ve Gürakar eski  Belediye Başkanımız Recep Küçükçay'a ulaşabilirler...

Onlara ulaşamadılar telefonum, adresim, yerim belli ve korumasız tek başıma dolaşıyorum.

Zortıkı sıkan buyursun...

YORUMLAR

  • 1 Yorum