Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK


SAÇMA BİR YERE GİDİYORUZ!

31 Mart 2020 - 15:24

Bütün toplumsal olaylarda olduğu gibi meseleyi doğru analiz etmekten uzak, yine tarafçıl, yine bağnaz, yine önyargı ve çözümden uzak garip bir psikoloji içindeyiz.

Sorgulamak, araştırmak, farkında olmak yok!

Çözüme yönelik öneri yok!

Ortalık din istismarcısı şarlatanlar, her şartta iktidar düşmanı tipler ve zavallı bir yaranmak güdüsü ile iktidarın hatalarını alkışlayan zavallılarla dolu!

Eveli gün sanırım altmışlı yaşlarda, bileklerinde 18'lik kızların takabileceği altın veya altın sarısı takılar, göğüs uçları dekoltesinden fırladı fırlayacak dekolteli gömleği ile video çeken bir yaratığa rastladım!

Hayatında tek rekat namaz kılmadığı üzerine yemin edebileceğim bu şarlatan arsızca İzmir Halkını "Gavur!" ilan ediyor, Corona olasınız bedduası yağdırıyordu.

Hay Allah senin ve senin gibi corona'dan tehlikeli yalaka tiplerin belasını versin emi?

Cumhurbaşkanının kendi facebook sayfasını takip ettiği saplantısına kapılmış, kendini Emine Erdoğan'ı tanıyan birisi olarak tanıtan Viranşehirli bir hemşerimin paylaşımını okudum.

Açlıktan nefesi kokan ve komşuları sayesinde geçinen bu hemşerim günlerdir "Dünyayı biz kurtaracağız!" mottosu ile paylaşımlar yapıyor, Ak Partili olmayan kim varsa düşman ilan ediyordu.

Allah sana da akıl versin ne diyeyim.

Evet, 81 milyon derin bir endişe içinde ve "ne olacak?" sorusunun ürküten cevabını arıyor.

Corona milyonlarca insanının özgürlüğünü çalmış, hapis halde.

Peki, ekranlarımızda ne var?

Yaptığı yarışmalarda Fetöcü 1. ler çıkarmakla ünlü Acun Ilıcalı'nın tv 8'inde ülke gençliğini eş cinselliğe özendiren jurileri ile moda programları var! 

Haber kanallarında her gün aynı sorulara bilimsellikten uzak cevaplar veren sürü ile doktor, prof!

Diğer kanallarda kızının arkadaşı ile aşk yaşayan ve kızının kendi arkadaşına metres olmasına göz yuman ahlaksız bir babanın dizisi!

Hoş, Mucize Doktor ve Hekimoğlu dışında halka doğru, toplumsal mesajlar veren kaç dizi var ki?

Cumhurbaşkanımız dünkü konuşmasına başlarken ne kadar güçlü olduğumuz mesajını verdi.

O kadar güçlüyüz ki İtalya, Bulgaristan, Afrika, İspanya'ya gemiler dolusu maske, eldiven ve ilaç yardımı yapmışız!

"Panik yapacak hiç bir durum yok!" diyor Cumhurbaşkanımız ama ölümlü vaka sayısı her gün artıyor!

"Güçlüyüz!" diyor ama bağış kampanyası başlatıyor!

Deprem de vatandaş, çığ düşer vatandaş, savaşta vatandaş ve devletim yine vatandaşa İBAN numarası atıyor!

Kimse de çıkıp demiyor ki doğrudur, siz 7 maaş bağışladınız. Doğrudur bakanlarımız ve bazı milletvekillerimiz ile belediye başkanlarımız da hatırı sayılır bağışlarda bulundular, Allah razı olsun da bu ülkede sizlerin bir maaşını bir yılda bir arada göremeyen milyonlar var...

"İnsanlar evlerine hapsolmuşken nasıl para kazanacak da bağışta bulunacak?" demiyor.

Kimse çıkıpta yardım eli uzattığımız İtalya Corona ile mücadeleye 49, İspanya 54, Almanya 86 milya Euro ayırdı.

"Suriyeli mülteciler için 50 milyar Euro ayıran Türkiye neden 7 de kaldı?" demiyor.

Dibine kadar riya, boğazına kadar iki yüzlü bir hayatın zavallıları olmuşuz üzgünüm.

Sosyal medyaya bakıyorum da, böyle bir durumda bile hala ırkçılık, partizanlık yapan troller var.

Birileri çıkmış" Atatürk Çin'den gelen kitlerin parasını ödedi!" diyor ahmakça.

Bir diğeri Atatürk'ü din düşmanı ilan ediyor!

Cumhurbaşkanımız herşey kontrol altında" "diyor. Diyor da biz hiç bir şey bilmiyoruz ve "madem kontrol altında bu İBAN nerden çıktı?" diyemiyoruz!

Deprem de, çığda, savaşta hastanelerden canlı yayın yapan tv kanallarının teki bile hastanelerden canlı yayın yapmıyor.

Tek bir hasta yakınına mikrofon uzatılmadı.

Tek bir hastayı izlemedik.

Kamuoyunda hastanelerde corona testi pozitif çıkan bazı hastaların yetersiz yatak kapasiteleri nedeni ile evlerine gönderildiği iddiaları var!

Aile hekimlerine eldiven, maske desteğinin yetersiz olduğu gibi vahim söylentiler var.

Ve biz hiç bir şey bilmeden ekranlarda bize dayatılan saçma dizileri, sosyal medya da iktidara saldıran muhalefet veya muhalefeti gavur ilan eden karaktersiz trolleri izliyor, okuyoruz.

Sağlık emekçilerine, valilik ve kaymakamlık personelleri ile kolluk kuvvetleri ve çiftçilere destek isterken devlet İBAN atıyor ama çıt yok!

Şurası muhakkak ki Cumhurbaşkanımıza gönülden katılıyor ve #bizbizeyeterizTürkiyem diyorum ama ne olup bittiğini bilmek benim, insanlarımın hakkı.

Güçlü olan ülkemin neden bağış kampanyasına ihtiyaç duyduğunu bilmekte...

Saçma sapan bir yere gidiyoruz arkadaş!

Farkında olmayan, sorgulamayan, araştırmayan ve konuşamayanlar olduk büsbütün.

Oysa, başta tarım ve hayvancılık olmak üzere; üretimin destekleneceği, gerçeğin farkında olan bir halkın ona göre davranacağı, sağlık, kolluk kuvvetleri ve valilik, kaymakamlık özel kalem müdürleri ile personellerinin ek destekle motive edilmesi şart olan bir zamandan geçiyoruz.

Aylık kazancı yüz binlerce lira olan Hatipoğlu gibilerin sabretmeyi öğrettikleri yoksul insanlar olmaktan da yorulduk. Depremi durduran, yanmaz kefen yaptığını iddia eden din istismarcılarının prim yapmalarından da.

Bu karanlık süreç 7 milyar değil, 70 milyar bütçenin omuz verdiği ilimle, bilimle; ekmek, kira, kredi telaşı olmayan sağlıkçılar, kolluk kuvvetleri, valilik, kaymakamlık personelleri ile atlatılır bile diyemiyoruz.

Ülkemi, bayrağımı, milletimi seviyorum. Kendimi, ailemi ve evlatlarımı sevdiğim gibi... 

İşte bu yüzden saçmalamak yerine dua ile başlayan, güçlüyüz ile devam eden liderimin İBAN talebinin gerçek nedenini bilmek istiyorum.

800 bin liralık lüks araca binen Diyanet İşleri başkanının bir maaşlık bağışı bana samimi gelmiyor zorla mı?

Ücretli öğretmenler kapsam dışı bırakılmış, kaderleri ile başbaşa iken hiç bir iş yapmayan diyanet işleri bütçesinden kısılacak rakam bile İBAN'a gelecek yardım kadardır nerede ise.

Sağlıkçılara değer verilmeli diyorum. Bu sürecin ağır yükünü çeken askerime, polisime, valilik, kaymakamlık personellerine destek olunmalı diyorum. 

Gerçek çözüm istiyorum.

Söyleyecek çok şey var arkadaş, çoook şey var.

YORUMLAR

  • 0 Yorum