Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK


KINAMIYORUM & KAVGAMIZ BAŞKA!

16 Şubat 2020 - 14:46 - Güncelleme: 16 Şubat 2020 - 15:22

Doğru yolda olmadığını; kalemini hak, hukuk, adalet ve kandaşı olduğu halk için kullanması gerektiğini ofisinde usulünce anlattığımız Mustafa Arısüt belli ki bundan ders çıkarmak yerine bu meseleyi onur meselesi haline getirmiş...

Tiwitter sayfasında gururunu kurtarmak için beni "Haylaz öğrenci" tasviri ile kaleme almakla kendi onurunu kurtardığını sanan Arısüt'e kızmıyorum artık: Çünkü kavgamız başka...

Mustafa Arısüt nasıl bir çocukluk geçirdi, bütün hayatını derinden etkileyen travmatik eğitim sürecini geçirdi mi yoksa doğuştan şanslı; baba parasıyla büyüyen bir çocuk muydu bilmiyorum.

Ama ben coğrafyamın çocuklarının %95'nin çektiği acıları; kahreden bir yoksulluğun pençesinde verdikleri yaşama tutunma savaşlarını yaşadım, biliyorum...

Elbette beş parmağın bir olmadığı yerde Arısüt'ün hayata ben gibi bakmasını ve gerisinde kalanların acısını kendi acısı gibi hissetmesini beklemiyorum.

Benim yaşadığım ve bugün benim gibi yüzbinlerce masumun yaşadığı çocukluktan kalma travmalar: Bugün İsotizme hizmet etmemin önündeki en büyük engeldir.

Arısüt için ise bütün umutlarını eğitime bağlamış çocukların düşleri üzerine basıp varlığını idame etmek!

İşte bu yüzden artık kızmıyorum ona çünkü kavgamız başka...

Lüks jipine binen (Allah kaza bela vermesin...) Arısüt heryıl gurbet ellerde mevsimlik işçiliğin acımasız dişliler arasında çocukluğunu, gençliğini kaybedenlerin acılarını ne bilsin?

Ama ben biliyorum bu acıların her halini... Hatta Mustafa' nın destek verdiği Liyakat yoksunu, nepotizm hastası bazı isimlerin sebep olduğunu da biliyorum.

Bu coğrafyanın çocukları hayatın hiç bir alanında akranları ile eşit sınavlara tabi tutulmadılar, tutulmuyorlar...

Ege de, Karadeniz de, Akdeniz de teknolojinin son model ekipmanları, branşının öğretmenleri ve sıcacık okullarda, kolejlerde eğitim gören akranları ile girdikleri üniversite sınavında bile orantısız eşitsizlik vardır!

Çünkü bizim okullarımız da derslik, branş öğretmeni, okul sayısı olması gerekenin çok altındadır...

Akranları sahilllerde tatil hayalleri kurarken bizimkiler pamuğa, çapaya, fındık toplamaya gidip kendine önce kitap, okul harçlığı sonra artarsa pantol, ayakkabı alma hayali ile yaşar.

Arısüt nasıl bir çocukluk yaşadı bilmiyorum ama merak ettiği ve kendi onurunu kurtarmak için alaya aldığı öğrenciliğimi anlatayım.

Gece yarısı 03:00 da burma (Halka) tatlı sırasına girer, öğle 11'e kadar hepsini satardım. Hiç sabahçı olmadım çünkü işçi öğrenciydim ve tatlılarımı satmak zorundaydım!

Çok merak etmiş ve saygısızca ve hayatıma dair tek bir fikri yokken hüküm veren Mustafa Efendi; okul çıkışı ilçedeki tek kahvehanenin önünde gece dokuz ona kadar ayakkabı boyacılığı yapardım.

Ve biliyor musun; bu koşturmaca içinde üstün başarım nedeni ile ilkokulu 5 değil 4 yılda bitirdim.

Tatillerimde mevsimlik işçiydim Mustafa. Ortaokul ve lisede 15 günlük tatil ise TİGEM de sulama işçisiydim.

Defter, kalem, kitap ve diğer ihtiyaçlarımı kendi alınteri ile kazanan ama aynı zamanda ailesinin ekonomisine de katkıda bulunan bir öğrenci oldum hep.

Emrah ve Ceylan'dan önce henüz 14 yaşında Sabah Gazetesine "Bir Yıldız Doğuyor!" başlığı ile düşen Türkiye'nin ilk "Küçük" lakaplı ses sanatçısı da bendim Mustafa Arısüt.

Türkiye 1. si olduğum sınav sonucu Gaziantep Yatılı Ortaokulunda ancak 2 yıl kalabildim çünkü eve dönüp çalışmak zorunda kaldım.

Yatılı okulda bile hafta sonları Antep Şato Gazinosunda sahne alarak aileme destek oldum.

İşte o dönem ailemden beni isteyen ve İstanbul da albüm yapacağını isteyen Gönül Yazar'ın teklifini aileme bakmak için reddeden bir öğrenciydim.

Yani daha o zaman ailemi seçtim gücü, şöhreti değil Mustafa...

16 yaşımda lise öğrencisi iken ilçeden ayrılıp İstanbul'a göç ettiğimde; babamın mezarı başında "Birgün TRT de program yapan sanatçı olarak döneceğim baba!" diye söz verdim rahmetli babama. Ve sözünde durdu o yaramaz öğrenci Mustafa...

İstanbul da çalıştım, çalıştım, çalıştım... Tek pantol, yırtık önlük ile ilkokulu okuyan o öğrenci dizilerde oynadı, 5 albüm yaptı, dünya medyasında ses getiren kliplere imza attı Mustafa...

Gazecisin öyle mi; Suruç olayına dair kaleme aldığım yazı Avrupanın birçok TV kanalında tez konusu olmalı denerek okundu izleyiciye...

Bu ülkenin en büyük edebiyatçılarından birisi olan Yaşar Kemal'in "Son yirmi yıldır beni heyecanlandıran tek yazar!" övgüsüne mazhar olurken elinden ödül alma şerefine erişti o alaya aldığın öğrenci Mustafa...

Mesela albüm yapıp, klipler çekerken siyasetçi, avukat, brokrat 10 farklı adamın parası ile ortaklık işler kurmadım. Hepsi alın terimdi. Ve ortak olduklarımın koltukları üzerinden elime evrak geçirip kimseyi tehdit eden haber de yapmadım Mustafa... 

Hayatım boyunca ve hatta yağmurdan sığınmak için atladığım tekneden düştüğüm denizde boğulmak üzere iken bile çocukluğumu ve ardımda kalanları güce satmadım...

Senin alkış çalarak destek aldıkların salt eleştirmeyeyim diye senin 100 katını teklif ettiklerinde elimin tersi ile ittim Müsto!

Çünkü ben, senin savunduklarının alınlarına yoksulluğu kader gibi çaldığı çocukların umutlarına aşığım... Sen ve senin gibiler ise güzel bir ofis, lüks bir arabaya...

Ben spor Mercedese binerken senin kıçında donun varmıydı bilmiyorum Mustafa ama ben O Mercedesi ve diğerlerini iki şey için bir gecede sattım! 

1- Coğrafyamın çocuklarının imkan verildiğinde neleri başarabileceğini göstermek,

2- Sen ve senin gibilerin bir dönem salt dilime, kimliğime sahip çıktığım linç kampanyaları yüzünden sağlığı bozulan evladımı yeniden ayağa kaldırmak!

Ben sanatımı, hayatımı ırkçılık ile mücadele ederek geçirdim Mustafa... 

100 yıllık Türkiye de "Kürtçe'nin yasak olduğu yerde durmam!" diyerek canlı yayın terk etmiş tek sanatçı benim bu ülkede.

Ve ben o programı terk ettiğim gün beni arayıp "Sana iki saat süre! İstanbul'u terk edip müziği bırakacaksın!" talimatı veren adam bugün vatan hainliğinden içeride!

Hani birilerinin bir dönem Mesih ilan ettiği terörist başı fetçcülükten yani...

Ben o zaman boyun eğmedim onlara Mustafa. Sence kamufle olmak için kıçını yırtan tiplere, artıklarına boyun eğer miyim? 

Ben dibine kadar köylü sen ise, kırsalı reddeden İsotizmin alkışlayanı!

Ben, Karacadağın eteklerinde boy vermiş,   babayiğitliği ile nam salmış Hasan ile 6 evladını şerefi ile büyüten Hore'nin oğlu olarak kaldım...

O Hasan ki; kanser bütün bedenini saldığı bir vakit komşunu Xaltıya Nure ile sırt sırta verip elinde şonık (Çamaır döven bir tür ağır sopa) 25 kişiyi döven adam!

İşte damarlarımda dolaşan haksızlığa karşı durma güdüsü o babadan gelir.

Haksızlara kalemşör olanı şonıklama güdüsü yani...

Ve ben o anne ile babanın evladı olarak kalırken sen ve senin gibiler güce hizmet ettiler.

28 yıldır oturduğum İstanbul da İstanbulu olmadım Mustafa, oysa sen ve senin gibiler dışarı çıkmadan Urfalı olmayı unuttunuz! 

Ve ben, ardımda kalanların umutlarına tutunup onları umutsuzluğa itenlere karşı veririm kavgamı sen onlarla yürürsün... 

Aramızdaki fark bu kadar büyük işte Mustafa...

Ancak müsterih ol Mustafa; benim gibi adamların vakitleri değerlidir... Dolayısı ile sana ve senin hizmet ettiğin İsotizme daha fazla ayıracak zamanım yok...

Öyle ya Mustafa Efendi; herkes kendine yakışanı yapar.

Sen karşı kapıdan bizi tırmalayan, ben ise o tırnakları kökünden söken Karacadağlı...

Aramızdaki fark bu kadar işte Aslanım...

Aslınım, kardeşim hitaplarım: O anne ve baba ile o coğrafyadan aldığım terbiye gereğidir. Yoksa senin gibi kardeşim ve yelesi İsotizme halı olmuş Aslanım olamaz zaten.

Nasıl bir çocukluk geçirdin bilmiyorum. Mobilyacı iken çocuklarla münasebetin neydi onu da bilmiyorum ama Karacadağlı bu haylaz öğrenciye bulaşmak istemezsin emin ol Mustafa...

Güvendiklerinden bazılarına derin saygı duyarım ama damarlarımda dolaşan kan saygıyı kesip attığında adamı fena şonıklar bilesin.

Sen, sen ol; özüne dönmeye çalış Mustafa. Urfa halkının sorunlarını yaz İsotçulara güzellemeler yerine.

Belki yitirdiğim tüm saygınlığın birkaç gramını geri kazanırsın.

Dün Gece Sevgili Fuat ERBÜLBÜL'e bir söz verdim.

Umarım beni sözümden caydırmaz kimse, umarım...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum