Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

FAŞİST!

23 Haziran 2019 - 20:03

Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar. Yaşamaktan, güzel olan her şeyden. Bir odada yalnızlığı; bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı, nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar. Küstürmeyin işte bazı insanları.

(Nazım Hikmet Ran)

Sanırım küstürdük bütün güzel insanları!

Sanırım o güzel insanlar çekip giderken aşkı, sevdayı, dostluğu, vefayı, kardeşliği ve güzelden yana ne varsa alıp götürdüler...

Geriye kendilerini uçuruma götüren kimi tefeci, kimi hırsız, kimi zalim, kimi ihale baronu, kimi yalancı çobanların peşine takılan koyun sürüsü misali güdülen Urfa kaldı sadece!

O çobanlar ki iliklerimize kadar sömürdüler bizi!

O çobanlar ki bizim oylarımız ile kuruldukları makamlarda koltuk misali sırtımıza oturdular, belimizi büktüler vicdansızca!

Velhasıl dostlar; o çobanlar bugün Urfa'nın her bağlamda uçuruma yuvarlanmasına imza atmışlardır! 

Nasıl mı?

Bakınız; riyanın, yalanın, vefasızlığın göğsünü yırtığı göğün ortasından yıkıcı FAŞİST bir yağmur yağıyor Urfa'ya!

İsot kokan kapitalist lağım suları sel gibi basıyor Urfa sokaklarını! 

Arsızlığın, hırsızlığın, çapsızlığın, tefeciliğin tıkadığı altyapının logarları, taşan zulmün suları ile savruluyor sağa sola...

Faşist bir yağmur yağıyor Urfa'ya: Sırılsıklam ıslanırken nefessiz kalan toprak ana değil sadece: Boğularak can veren insanlık çığlık atıyor!

DEDAŞ'ın belini büktüğü şehrin çiftçisi yağmurun yerle bir ettiği mahsulüne ağlıyor ama duyan yok bu acı hıçkırıkları...

Ülkenin en bereketli tarım arazileri arasından koyun sürüsü gibi diğer bölgelere ırgat ırgat giden mevsimlik Urfalı işçiler Çankırı da, Karadeniz de sel sularına kapılıyor da feryatlarını duyan yok!

Mevsimleri değişiyor Urfa'nın: Başta insan olmak üzere canlı türleri tükeniyor ve can çekişiyor vicdan, vefa, kardeşlik...

Birileri mazlum, masum insanları terörist ilan ediyor, canı istediği gibi içinden aşından ediyor; yetmiyor ulu orta darmadağın ediyor gören yok!

Rüşvetin, vefasızlığın, vicdansızlığın, torpilin, güçlünün güçsüzü ezen rezilliğinin lağım suları altında memleketim...

Faşist bir yağmur yağıyor Urfa da evet, önüne katıyor yetimin, garibanın, ezilenin emeklerini ve gözyaşı dereleri çağlıyor Urfa da!

Mesele kirli yağmur suları altında telef olan çeltik tarlaları, seralar, buğday başakları ve dalından çamura düşen sebze meyveler değil; faşist yağmurun azgın lağım sellerinde boğuluyoruz!

Birkaç dönüm arazi için kardeş kardeşi hunharca katlediyor!

Kadınlarımıza kurşun sıkanlar çıktı ya; kıyametin habercisi budur işte ve genç bir kız haykırıyor: Bizi katlediyorlar!

Birileri sorgusuz sualsiz dar ağaçlarına asıyor emeklerimizi, ekmeğinizi çalıyor birileri ve denizi olmayan Urfa da  boğuyorlar bizi

Masumlar intihar ettikten birkaç gün sonra işlerine iade ediliyor; kıç korkusundan hiç birimizin sesi çıkmıyor!

Fuhuş cennetine döndü memleketim yahu! Tefeciler canını alıyor fakirin!

Birer koyun olduk anamızı ağlatan çobanlara aşık güdülüyoruz, gığe gığe!

Beyaz Urfalılar çekmiş kılıçlarını, ekmeğinizi doğruyorlar meze salatalığı gibi afiyet olsun Susana!

Ve ne kadar beyaz gerçek varsa zulmün, hırsızlığın, sömürünün, rezilliğin, torpilin, rüşvetin karasına boyuyor: Beyaz Urfalılar anasını ağlatıyor Urfa'nın, kimin umrunda!

Urfa da kıran girmiş akademisyenlere, bürokratlara, liyakat sahibi Urfalılara da, habire ithal paşalar geliyor başımızın üstüne!

Urfalı İş Adamlarına, firmalarına kıran girmiş ya; bütün ihaleler Antep menşeili firmalara veriliyor!

Ülkenin en zengin yeraltı yerüstü kaynaklarına sahip 2 milyon nüfuslu Urfa'nın kaymağını 20 bin Beyaz Urfalı yiyor ve geri kalanı onların dişleri arasında çiğneniyor!

İktidar partisinin kalesi Şanlıurfa'nın bütün surlarına "İş bulmak vaadi işe garibana tacizin, rüşvetin, vurgunların her türlü rengi arsızca resmediliyor!"

Eğitim, sağlık, sanayi, tarım, hayvancılık tükenme noktasında!

Peki, bu vahim tabloda şehrin siyasi yüzleri değişiyor mu; HAYIR!

Düşünün tarihin en başarısız GTH bakanı Fakıbaba bu günler de yeniden bakan olmayı hayal ede biliyor ve kimse de çıkıp yahu yetmedi mi demiyor!

İstanbul seçimi kaygısına düşenler terk eylemiş Urfayı!

Urfa vekaletlere emanet hayali şehir olmuş durumda!

İstanbul da bir esnafı ziyaretini selfi ile paylaşanlar Urfayı unutmuş, İstanbul derdine düşmüş!

Urfa da karşılığı olmayanlar İstanbul'u partilerine kazandırma naraları atıyor!

Ve en önemlisi ne biliyor musunuz; bizleri yine aynı felaket bekliyor zira İstanbul da siyasi liderimiz bir İstanbul aşığı ve Urfa yerel seçimlerinin en başarısız bir numarası Nebati bey, gerisini siz düşünün...

Fakıbaba'nın bakanlık ihtimali bile felaketin en belirgin habercisidir çünkü Ak Parti Urfa konusunda 17 yıldır yanılmıştır...

Her seferinde ithal ve karşılığı olmayan isimleri ağabey olarak atayan Ak Parti Urfa'nın, Urfalının sorunlarını görmedi, göremedi...

Urfa'nın ağabeylere, bir numaralara değil; merhametini, vicdanını bilgi birikimi ile harmanlamış M.Kasım Gülpınar gibi rol model olacak lidere ihtiyacı olduğu gerçeği birileri on kişi bile toplayamazken; İstanbul da on binleri toplayan M.Kasım Gülpınar gerçeği ortadadır: M.Kasım Gülpınar sadece Urfa'nın değil; Ekrem İmamoğlu'nun zaferle kazandığı İstanbul seçiminden çıkarılacak ders ile ülke için lazım olduğu ortaya çıkmıştır.

Kürt Halkı haklı olarak kırgın ve küskündür! Kürt Halkı ile iktidar partisi arasında açılan mesafe makasını daraltacak olan isimdir M.Kasım Gülpınar.

Liyakat yoksunu, her söylemleri ile halk arasında Ak Parti antipatisi yaratan başarısız bakanların oy, sempati, prestij kaybettirdiği dönemin son bulmasının çaresidir M.Kasım Gülpınar.

Ak Parti artık gerçekleri görmeli, yıkılmak üzere olan Urfa kalesini ve ülke genelindeki sempati zincirini onarmak için Gülpınar ve onun gibiler ile yeni bir sinerji yaratmalıdır.

Gerçek budur...

Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı İstanbul seçimleri bu ülke siyaseti için bir milattır artık. İktidar ve muhalefet bu sonucu doğru okumalıdır.

80 Milyon Türkiyeli artık M. Kasım Gülpınar gibi bakanları, siyasileri görmek istiyor.

80 milyon artık vicdan istiyor.

80 milyon artık nefret ve kin değil, sevgi dili kullanan Gülpınarları istiyor.

Dolayısı ile Urfa halkı, siyasetçisi, bürokratı, STK'karı, esnafı, çiftçisi, iş adamları ve bütün dinamikleri ile M.Kasım Gülpınar'ın arkasında durmalı ve Gülpınar'ı sadece Urfa için değil, ülke için mutlaka kabineye göndermelidir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum