Yörük Kızının Kaçırılması ve Yörüklerin Güvenliği
Duygu Sucuka

Duygu Sucuka

Yörük Kızının Kaçırılması ve Yörüklerin Güvenliği

09 Ekim 2019 - 14:00

2018 yılı 30 Ağustos günü, Yörük kızı Fatoş, Toros Dağları yaylalarında keçi otlatırken silah zoruyla kaçırıldı. Jandarma tarafından yapılan iz sürme sonucu kız kurtarılıp ailesine teslim edildi. Olaya karışanlar tutuklanarak cezaevine konuldu.
 
Yaklaşık 13 ay süren dava sonucunda, 2 Ekim 2019 tarihinde, bu olaya adı karışanlara örnek teşkil edecek bir ceza geldi. Davanın temyiz ve itiraz aşamaları bundan sonra devam edecektir. Davanın avukatı, Tarsus Barosu avukatlarından Hasan Atay, kendisine çok uzakta ve zor koşullarda takip ettiği dava sürecinde adaletin yerine geleceği inancını taşıdı hep. Mahkeme heyetinin, davacı tarafın ve davacı avukatının duyarlılık ve adalete güveniyle çalışmaları sonucu çıkan ilk karar yukarıdaki gibi oldu.
 
Bu yaşananlar doğrultusunda Yörüklerin güvenliğine bakmak ihtiyacı çıktı ortaya. Bugüne kadar bu şekilde kamuoyuna yansımış bir kaçırma olayı duyulmuş değildi. Onlar göçlerini yaparlar, kilometrelerce yolları kat ederler, şehirleri geçerler, yolları aşındırırlar, yaylalara konarlar, mevsim dönünce yayladan göç alır kışlağa giderler. Bu gelip geçtikleri yollarda yaşadıkları bir olumsuzluk duyulmamıştı şimdiye kadar. Yurt tuttukları yaylalarda, kışlaklarda ve göç yollarında can, mal ve namus güvenlikleri ne kadar var, yukarıdaki örnek üzerinden düşünmek lazım. Bu toplumun geleneksel ata yaşamı olan ve son kalan kültürün temsilcileri olan bu insanlar için güven ortamının sağlanması, adi olaylar karşısında adaletin yerini bulması bakımından çok önemlidir. Nihayetinde kaçırılan Yörük kızı Fatoş’un ailesinin dava sürecindeki adalete inancı hep yüksek noktada durdu ve durmaya devam ediyor.
 
Bu yaşanmış örnek dışında Yörüklerin diğer güvenlik sorunlarına da bakmak gerekir. Batıdaki Yörükler için yollarda ‘ekili arazime girdin’, ‘ormanı keçi yedi’ gibi çevreye zarar verdin cezaları dışında, çevreden rahatsız edilme gibi yaygın bir sorun yansımamaktadır kamuoyuna. Torosların Akdeniz yamaçlarından Konya yaylalarına gelen Yörüklerin, Konya’nın yerleşik köylerinde istenmediği ve gerginlik yarattığı çalışmalarımız esnasında not edilmiştir. Devlet göç yollarını yeniden düzenler ve bu yaylaların kullanımını kendi sahipliği altında sürdürürse ve Yörükleri önemserse bu gerginlikler ortadan kalkacaktır.
 
Doğuya gittiğiniz zaman Yörük adı ‘Göçer’dir. Ve göçerlerin güvenlik sorunu çok daha üst seviyelerdedir. Onlar terörün olduğu dağlarda can güvenliği sorunu da yaşamaktadırlar. Çoğu zaman devletle terör arasında kalmış durumdalar. Terörün isteğine boyun eğmese canından olacak. Bu da hem doğudaki göçerlerin hem de devletin en zor koşullarından birisidir. Ancak her zor koşulu aşmanın mutlak yolları vardır. Devletimiz bize sahip çıksın diyen doğudaki göçerleri devlet önemserse bu güvenlik sorununun aşılmasında önemli yol alınmış olur.
 
Devlet bu ülkenin her karış toprağına, her adımına, her köşesine hâkimdir. Devlet için ücra köşe yoktur. Hiç kimse aklı estiğinde eline silahı alıp dağ başındaki sahipsiz Yörüğü, Göçeri rahatsız etmemeli, kaçırmaya kalkmamalı, malına, canına, namusuna göz dikmemeli. Öyle cezalar verilmeli ki hiç kimse böyle şeylere cesaret edememeli.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum