Urfa'nın sapıklıktaki utanç rekoru

Son bir yıl içinde, Şanlıurfa'da 12 yaşından küçük bin 292 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

Urfa'nın sapıklıktaki utanç rekoru

Son bir yıl içinde, Şanlıurfa'da 12 yaşından küçük bin 292 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

Urfa'nın sapıklıktaki utanç rekoru
23 Ağustos 2019 - 19:39

Türkiye'de ve dünyada çocuklara yönelik cinsel istismar olayları artarken, Şanlıurfa Barosu Şanlıurfa'nın utanç tablosuna dikkat çekti. Şanlıurfa Barosu tarafından çocuklara yönelik işlenen suçlar ve cinsel istismar suçu dosyalarının incelenmesinin ardından 1 Ocak 2018 ile 21 Ağustos 2019 tarihleri arasında istismar suçuna maruz kalan çocuk istatistikleri açıklandı.
 
'Utanç tablosuna çözüm yerine sadece izleniyor'
Konu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Esra Yurum Aktaş, sadece Şanlıurfa'da 12 yaşından küçük bin 292 çocuğun istismara maruz kaldığını söyledi. Şanlıurfa barosu olarak istismara yönelik mücadelelerinin devam edeceğinin altını çizen Aktaş, “Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre çocuk ihmali ve istismarı, 18 yaşın altındaki çocukların sağlığını, gelişimini veya ilişkilerdeki güven duygusunu olumsuz yönde etkileyen fiziksel, duygusal, cinsel istismar, ihmal ve diğer sömürü türleriyle sonuçlanan kötü davranışlardır. Tüm dünyada ve ülkemizde son zamanlarda hızla artış gösteren ulusal ve uluslararası hukuk da hüküm altına alınmış ve menfaatleri kanunun dahi üzerinde tutulmuş olan çocuklarımızın istismarı kamu vicdanını toplumun temelini ve değerlerini derinden sarsmıştır. Şiddete uğrayan, öldürülen, ihmal edilen, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olan alkol ve madde kullanan çocukların sayısı giderek artmakta ve bu utanç verici tabloyu aktif ve ivedi çözümler bulmak yerine sadece izlemekle yetinilmektedir." dedi.
 
'CMK'nın kayıtlarına geçen toplamda 12 yaşından küçük 418 çocuk, kayıt altına alındı'
Cinsel istismara uğrayan çocukların büyük kısmının 12 yaşından küçük çocukların oluşturduğu belirten Av. Esra Yurum Aktaş, "Şanlıurfa Barosu CMK Uygulama Merkezimizin kayıtlarına göre yapılan avukat görevlendirmelerinin büyük çoğunluğunun çocuklara karşı işlenen suçlar, özellilikle de çocuğa karşı cinsel istismar vakaları olduğu görülmektedir. Şöyle ki baromuz 1 Ocak 2018  ile 21 Ağustos 2019 tarih aralığındaki CMK sanık ve mağdur müdafii atamaları verilerine göre çocuğun cinsel istismarı suçunda en fazla mağdur sayısını 12 yaşından küçük kendini savunamayacak derecede olan mağdurların oluşturduğu ve bu yaş aralığında CMK bürosu tarafından 418 mağdurun varlığı kayıt altına alınmış, müdafii ataması yapılmıştır. Toplamda ise cinsel istismara maruz kalan bin 292 çocuk kayıt altına alınmıştır. Yine baromuz CMK bürosu tarafından çocuğun cinsel istismarı suçu için yapılan sanık müdafii atamaları verilerine göre 205 atamanın 18-25 yaş aralığında; 259'unun ise 25-60 yaş aralığında bulunan (çocuk üzerinde tahakküm kurabilecek yaş aralığında olan) sanıklar oluşturmuş. Toplamda ise 702 cinsel istismar sanığı kayıt altına alınmıştır." diye konuştu.



 

'Erken yaşta evlilikler halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeli!'
Erken yaşta evlilik sorununa da değinen Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Esra Yurum Aktaş, "Ülkemizde ve özellikle bölgemizde yaşanan ve engellenmesi için çok boyutlu ve kolektif bir çalışmaya ihtiyaç duyulan bir diğer konu ise erken yaşta evliliklerdir. Erken yaşta evlilikler, kadınların sırtına erken yaşta ve istenmeyen gebelikler, doğumda ve doğum sonrasında pek çok sağlık problemi, eğitimsizlik, işsizlik, güvencesizlik ve inisiyatifsizliği yüklemektedir. Erken yaştaki evlilikler ve beraberindeki sorunlar bazı tören ve geleneklerle kendini yeniden ürettiği için bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeli, çözüme de bütüncül yaklaşılmalı ve devlet eliyle kalıcı bir çözüm üretilmesi için etkin adımlar atılmalıdır." şeklinde konuştu.
 
'Cinsel şiddetin gerçek boyutu, buzdağının görünen yüzü kadar biliniyor'
"Kız ve erkek çocuklarına karşı cinsel şiddetin gerçek boyutları, ancak buzdağının görünen yüzü kadar bilinmektedir." diyen Aktaş, "Özel gereksinimi olan çocuklar, evlilik dışı doğan çocuklar, savaş ve göç mağduru çocuklar özellikle son 7 yıldır ülkemize Suriye'den gelen geçici koruma altındaki Suriyeli çocuklar dikkatle takibe alınmalıdırlar. Gebe annenin diğer çocuğu, sosyo-ekonomik düzeyi ve eğitim düzeyi düşük ailelerin çocukları, üvey anne ya da babayla yaşayan çocuklar, madde bağımlısı anne ve babanın çocuğu, istenmeyen gebelik sonrası doğmuş çocuk ihmal ve istismara uğrama açısından yüksek risk altındadır. Çocukların her türlü fiziksel, zihinsel ve cinsel ihmal ve istismardan korunmasını içeren Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Türkiye’nin de imzacı taraf devlet olduğu yaklaşık 197 ülke tarafından imzalanmış ve 2 Eylül 2010’da devletlerin iç hukukunda yasalar üstü bir statüde olması gerektiği çocuğun yüksek menfaatinin yegâne ve temel gözetilmesi gereken bir kavram olduğu belirlenmiştir. Sözleşmede, 'Bu sözleşmeye taraf devletlerin, çocuğun anne-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, cinsel saldırı dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.' Sözleşmenin bu maddesiyle çocuğun her türlü istismara karşı korunmasını taraf devletlerin asli sorumluluğu olduğu belirtilmiş ve taraf devletler tüm eylem ve politikalarını çocuğun yüksek yararı doğrultusunda geliştirmek ve uygulamakla yükümlü tutulmuşlardır. Taraf olduğumuz Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması sözleşmesinde, 'Taraflardan her biri, çocukların cinsel sömürüsü ve istismarını daha iyi önlemek ve bunlarla daha iyi mücadele edebilmek için yetkili devlet makamları, sivil toplum ve özel sektör arasında işbirliğini teşvik eder.' olarak hüküm altına alınmıştır." ifadelerini kullandı.



'Bir daha yaşanmaması için titizlikle takibi gerekmektedir'
Esra Yurum Aktaş, "Yaşanan çocuk istismar ve ihmallerinin tekrar yaşanmaması için, yaşanan ihmal ve istismar vakalarının idari ve adli organlar nezdinde titizlikle takibi gerekmektedir. İdari ve adli organlara yansıyan tüm toplumu ve geleceğimizi ilgilendiren çocukların istismarıyla ilgili vakalarda tüm kamu kurum kuruluş ve STK'larla görev paylaşımı yapılmalıdır. Devlet organlarının yardıma ihtiyaç duyduğu noktada tüm kamu kurum kuruluş ve STK'lara ve devletin diğer organlarına düşen sorumluluklar hassasiyetle yerine getirilmelidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ve oluşa göre diğer ilgili bakanlıkların bünyesinde çocuğun her türlü istismarına yönelik somut ve etkin tedbirler alınmalıdır. STK'lar ve belediyeler ortak bir işbirliği yapılarak aileleri bu konuda bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, psikolojik eğitsel, maddi destek verilmelidir." sözlerine yer verdi.

'Sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz'
Çocuklara cinsel istismar sorunuyla sonuna kadar mücadele edeceklerini altını çizen Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şanlıurfa Barosu olarak çocukların hayatlarına kasteden zihniyeti tekrar lanetliyor, tüm devlet organlarını, meslektaşlarımızı, STK’ları, ilgili kurum ve kuruluşları ve tüm aileleri bu gibi acı ve ülkemizin hukuki, ahlaki ve toplumsal düzenine kasteden olayların karşısında olmayı, bu konuda topluma bilinç kazandırma konusunda vakit kaybetmeden işbirliğine davet ediyoruz. Her türlü şiddetin olduğu gibi toplumun geleceği olan çocuklarımıza yönelen her türlü şiddet ve kıyımın karşısında olduğumuzu belirtir, üstümüze düşen her türlü hukuki ve sosyal sorumluluğun bilincinde olduğumuzu tekrar vurgulayarak, Şanlıurfa Barosu ve çocuk hakları komisyonu olarak tüm çocuk istismar davalarının titizlikle takipçisi olduğumuzu bu tür olayların tekrar yaşanmadığı ve son bulacağı ana dek mücadele edeceğimizi belirtiriz.”


Kaynak: urfadegisim.com

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Reklam