Urfa Barosundan Avukatlar Günü Mesajı

Şanlıurfa Barosu Avkuatlar Günü dolayısı ile, tüm avukatların gününü kutladı, basın açıklaması yayınladı.

Urfa Barosundan Avukatlar Günü Mesajı
05 Nisan 2020 - 16:23

Şanlıurfa Barosu 5 Nisan Avukatlar Gübü dolayısı ile basın açıklaması yayınladı, tüm avukatların gününü kutladı.

Yapılan basın açıklamasında, son günlerdeki Korona-19 virüs salgınından, suikastla öldürülen faili meçhul avkuat, baro başkanı cinayeti ve tutuklanan avukatlara da değinilen basın açıklamasında şunlar kaydeildi:

"Bilindiği gibi 5 Nisan, 1958 yılından bu yana Avukatlar Günü olarak kutlanmaktadır. O günden bu yana her yıl bu günde “Avukatlar Günü” vesilesiyle bir araya gelen avukatlar bu yıl maalesef tüm dünyaya yayılan ve onbinlerce can alan “Covid-19” Pandemisi sebebiyle bir araya gelememiş bulunmaktadır. Bu sebeple öncelikle halklarımızın ve tüm dünya uluslarının bu salgından bir an önce kurtulması ve normal yaşantıya dönülmesi temennisinde bulunuyoruz.

     “Covid-19” Pandemisi demişken, muhalefet partilerince ve muhalefet partileri milletvekillerince de dillendirilen “İktidarın salgını bir yıl önceden bildiği ve bu konuda bir rapor hazırladığı, ancak buna yeterince uymadığına” dair söylemler doğruysa, bu hususun ihmale dayalı korkunç bir “yaşam hakkı ihlali” olduğu bilinmelidir.

    Yine bu vesileyle “Covid-19” salgın hastalığı ile mücadelede ön safta yer alan, doktorundan hastane temizlik personeline kadar, tüm sağlık emekçilerine ve hastane çalışanlarına minnettar olduğumuzu ve onları kutladığımızı ifade etmek isteriz.

    Öncelikle hayatlarının en kıymetli anlarını hukuka adayan değerli meslektaşlarımızın,  sadece “Avukatlık” görevlerini yerine getirirken gösterdikleri onurlu mücadeleleri için değil aynı zamanda Hukuk Devleti, Yargı Bağımsızlığı ve İnsan Hakları ilkelerini hâkim kılma yolunda yıllardır verdikleri mücadele için tebrik ediyor AVUKATLAR GÜNÜNÜN kutlu olmasını diliyoruz.

    Şanlıurfa Baromuzun kurulmasında emeği geçen tüm meslektaşlarımıza saygılar sunuyor, aramızdan ayrılıp hakkın rahmetine kavuşanlara ise Allah'tan rahmet diliyoruz. Yine bugünlere erişemeden yitirdiğimiz sevgili meslektaşlarımızı, değerli baro başkanlarımızı ve baromuzun her kademesinde görev almış olan büyüklerimizi de rahmet ve şükranla anıyoruz. Yine aynı şekilde baromuzun kuruluşundan bu güne kadar baromuzun her kademesinde görev almış olan ve katkı sağlayan tüm meslektaşlarımızı emek ve katkılarından dolayı teşekkürü borç biliyoruz.

     Aynı vesileyle başta Tahir ELÇİ olmak üzere mesleğini icra ederken katledilen tüm meslektaşlarımızın Avukatlar Gününü kutluyor, onları rahmetle anıyoruz. 

     Aynı şekilde sırf mesleki faaliyetlerinden dolayı soruşturma geçiren ve bu sebeple tutuklu bulunan tüm meslektaşlarımızın gününü kutluyor; verdikleri hukuk mücadelesinde yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz.

     Bu gün, dünyanın en saygın ve kadim mesleği olan savunmanın ve savunmanın örgütlü yapısı olan baroların; mesleki sorunlarının ve siyasal/toplumsal meselelerin tartışıldığı gün olmasının yanı sıra, mesleğin ve toplumun sorunlarıyla ilgili savunmanın örgütlü yapısı olan baroların görüş ve düşüncelerini kamuoyuyla paylaştıkları gün olması hasebiyle de ayrı bir anlam taşımaktadır. Bu durum avukatların ve mesleklerinin öneminin anlaşılması açısından da son derece önemlidir.

    Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

     Avukatlığın amacı; her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukatlar bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adaletin hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ederler.

     Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar; avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadırlar. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür.

     Bu nitelemeler tarafımızca yapılan nitelemeler olmayıp, kimsenin bilmek istemediği Avukatlık Kanununun ilk üç maddesinde yazılı olan hükümlerdir.

     Avukatlar; tarih boyunca hukukun gelişimine paralel olarak daima barışın, özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin savunucuları olmuşlardır. Bu sebeple avukatlar hak arama özgürlüğünün,  savunma hakkının, hukuk devletinin ve demokrasinin de en temel güvencesidir. 

     Bireylerin yargı organları önünde kendilerini savunma ve haklarının teminat altına alınması için rahatlıkla avukata ulaşamadığı, avukatın her türlü baskı ve endişeden bağımsız olarak mesleğini icra edemediği bir atmosferde hakkın tesisi ve adaletin tecelli etmesi ile birlikte adil yargılama hakkından söz edilemez. 

     İddia (Savcı), Savunma (Avukat), Hüküm (Yargıç), yargılama faaliyetinin vazgeçilmez üç unsurudur. Demokratik hukuk devletlerinde yargılama faaliyetinin merkezini savunma hakkı yani Avukat oluşturur. Yargılama faaliyetinin merkezine savunmayı, yani Avukatı koymadığınızda, onun adı yargılama olmaz, yargısız infaz olur. Yine Avukatın saygınlığının olmadığı veya korunmadığı bir ülkede, Yargıç ve Savcının, aynı şekilde Yargıç ve Savcının saygınlığının olmadığı veya korunmadığı bir ülkede Avukatın saygınlığı olmaz. 

     Avukat yargının kurucu unsurudur, onların görevleri nedeni ile üstlerinin aranmaması, bürolarının aranmaması, aslında avukatlara değil, bizlerin savundukları kişilere sağlanmış bir güvencedir. Avukatın üstünün, bürosunun aranması bizlere değil savunduğumuz kişilere zarar verecektir. Onun için avukatı ve avukatlık mesleğini bağımsız, özgür, özerk kılmak, yargılama sürecinde etkili ve işlevsel hale getirmek yaşamsal değerdedir.

     Avukatların icra ettikleri mesleğin niteliğinin ve bu mesleğin icrası sebebiyle oluşan taleplerin, Avukatların kendi şahsi çıkar ve menfaatleri için oluşan talepler olmadığını; toplumun adalete erişimi ve adalet beklentisi içinde, Yargı Organları ve Kamu Kurumları önünde dile getirilen beklenti ve talepler dışında başkaca bir talep olmadığını; Avukatların hukuki sorun ve anlaşmazlıkları toplum adına adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlamak üzere dile getirdikleri talepler olduğunu belirtmek ve hatırlatmak isteriz.

     Yürütmenin en başından başlayan ve giderek arkasından basın ahlak ilkelerini unutan bir takım basın-yayın organlarının eşlik ettiği saldırı ve algı operasyonuna, adliyelerdeki girişlerde Avukatların üstünün aranmasına kadar varan kanunsuz, hukuksuz uygulamalar eşlik etmiştir. Bu saldırı ve algı operasyonunu tesadüf olarak görmüyoruz. Bu algı operasyonun amacının, toplum bireylerini Avukat güvencesinden mahrum bırakmak olduğunu düşünüyoruz.

     Gelinen aşamada yargının giderek siyasetin operasyon alanlarından biri haline gelmiş olması sebebiyle, avukatlara ve barolara büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Avukatların ve Baroların bu görevlerini yerine getirmeden kaynaklı etkin varlığının verdiği rahatsızlık, hukuku yok etmek için yönelen her girişimde Baroların çıkardığı sesten duyulan rahatsızlık Baroları ve Avukatları olağan hedef haline getirmiştir. 

     Bütün bu olup bitenlere rağmen Avukatlık Kanununun 76. ve 95. maddelerinde, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarını savunmak ve korumak yönünde Barolara verilen görev gereği; Şanlıurfa Barosu olarak yine inadına Hukuk Devleti, inadına İnsan Hakları ve inadına Demokrasi diyeceğiz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz.

     Bir hukuk örgütü olarak 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle bugün sadece savunma makamını temsil eden avukatların, yargı ve hukuk sisteminin yaşadığı sorunları ve sorunların çözümüne ilişkin önerilerimizi paylaşmak isterdik. Ancak son yıllarda ülkemizde yaşanan olumsuz gelişmeler sadece hukuk alanında değil toplumsal yaşamın tamamında  yeni sorun alanları yaratmıştır. 

     Şanlıurfa Barosu olarak defaatle ifade ettiğimiz gibi yaşanan siyasal, hukuki ve toplumsal krizlerin altında yürürlükteki anayasanın yattığını tekrarlamak isteriz. Demokratik ve toplumun tüm kesimlerinin iradesini içerisinde barındıran bir toplumsal sözleşme olarak; demokratik, çoğulcu ve herkesi farklılıkları ile kabul eden yeni bir anayasaya olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Meseleye bütüncül bir çerçevede yaklaşarak yürürlükteki anayasa, çoğulcu ve demokratik yeni bir anayasa ile değiştirilmedikçe, her yeni hükümetin bu anayasa ile değişerek darbe anayasası ile hemhal olduğunu görmekte ve bundan sonra gelecek hükümetlerin de bu hale geleceğini öngörmekteyiz.

     Toplum olarak ihtiyacımız olan, toplumsal sorunların çözümünü önceleyen demokratik, sivil ve kuvvetler ayrılığını esas alan yeni bir anayasadır.

    Şanlıurfa Barosu olarak demokrasiye ve sivil siyasete yönelik her türlü müdahale veya müdahale girişimine karşı olduğumuzu ve bu müdahalelere karşı hukuk çerçevesinde gerekli yargısal süreçlerin yürütülmesinin ve benzer girişimlerin bir daha yaşanmaması için demokratik sistemin güçlendirilmesinin gerekliliğini her fırsatta dile getirdik. 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen OHAL ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle başlatılan toplu ihraçlar, basın yayın kuruluşları ile dernek ve vakıfların kapatılması, belediyelere kayyım atanması ve belediye başkanlarının tutuklanması ile milletvekillerinin meclis yerine cezaevlerinde tutulması gibi antidemokratik uygulamalar halen de sürdürülmekte olup, bu uygulamalar toplumun tüm kesimlerinde kalıcı bir korku iklimi yaratmıştır. Bu korku ikliminde vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesinden, sendikal özgürlük ve çalışma hürriyetlerinin elinden alınmasına kadar geniş bir antidemokratik alan yaratılmış olup, bu antidemokratik ortamdan neredeyse herkes ve her kesim muzdarip bir duruma düşmüştür. 
 
     Yazılı, görsel ve sosyal medyanın resmi ideolojiyle uyumlu olması anlayışının dayatılması ve aykırı ya da muhalif en alt düzeyde bir sesin dahi bastırılarak kamu otoritesiyle susturulması hukuk devletinin niteliklerine zıt bir durum yaratmıştır. Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tanıdığı ve korunmasıyla devleti yükümlü kıldığı hak ve özgürlüklerle ilgili hükümlerinin askıya alındığı görülmeye devam etmektedir.

     Bilinmelidir ki, devlet ve yönetim adil bir temele dayanıyorsa, barış, huzur ve müreffeh bir yaşamdan söz edilebilir. Aksi takdirde, hiç kimsenin güvende olmadığı kargaşa veya savaş hali düzeni devam eder.

      Her zaman ifade ettiğimiz üzere, hak arama özgürlüğünün önünde engel oluşturan mesleki sorunlarımız bütün ağırlığıyla sürmektedir. Öteden beri mesleğimize ve meslek faaliyetlerimize ilişkin en ciddi sorun, adli ve idari makamların avukatlara yönelik tutum ve davranışları, avukatlara yönelik baskılar, engellemeler ve ceza soruşturmalarıdır. 

     Şanlıurfa Barosu, her daim hak ve özgürlükleri ihlal edilen, adaletsizliğe uğrayan mağdurların yanında olmuştur ve bundan sonra da  olmaya devam edecektir. 

     Bu vesileyle bütün yetkilileri yargıya karşı duyarlı olmaya, yargının sorunları için çaba göstermeye çağırıyor, savunma hakkının vazgeçilmez bir hak olarak görüldüğü ve uygulandığı, mesleğimizin onur ve saygınlığının korunduğu, adil ve demokratik bir ülke dileğinde bulunurken adil, demokratik ve özgür bir geleceği beraber yaşayacağımız yarınlar temennisiyle tüm meslektaşlarımızın 5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyoruz."
denildi

  • Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum