Şanlıurfa'da Rojava'daki olaylara yönelik açıklama
Şanlıurfa Barosu tarafından Rojava'da süren olaylara ilişkin basın açıklaması yapıldı.

Şanlıurfa Barosu tarafından Rojava'da süren olaylara ilişkin basın açıklaması düzenlendi.
Yapılan Basın açıklamasına Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel ve çok sayıda avukat katıldı.
Basın açıklaması Baro Başkanı Öncel, tarafından yapıldı.
Öncel, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Suriye’nin kuzeyinde, Rojava ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD)
kontrolünde bulunan bölgelerde; HTŞ ve HTŞ’ye bağlı silahlı yapılar tarafından sürdürülen
saldırılar, uluslararası hukuka göre ağır savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamındadır. Bu
saldırılar, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde
başlamış; kısa sürede başta Kürt halkı olmak üzere sivilleri doğrudan hedef alan, planlı, yaygın
ve sistematik bir şiddet rejimine dönüşmüş ve şu an şehrimizin yanında, sınırımızda
akrabalarımızın, kardeşlerimizin yaşadığı Rojava' ya, Kobane'ye kadar gelmiştir.
Bugün gelinen aşamada, HTŞ yalnızca silahlı bir yapı değil; fiilen Suriye’de “geçiş
hükümeti” ve de facto yönetim iddiasında bulunan bir siyasal-askeri otorite konumundadır. Bu
durum, HTŞ’nin işlediği ve işlenmesine göz yumduğu tüm fiiller bakımından devletlerin taşıdığı
sorumluluk rejimini doğrudan gündeme getirmektedir. Uluslararası hukuk açısından, fiili kontrol
sağlayan her yapı; sivillerin korunmasından, kamu düzeninden ve temel hakların güvence altına
alınmasından sorumludur. Bu sorumluluk, açıkça ve sistematik biçimde ihlal edilmektedir.
Sivil yerleşim alanlarının çeteler tarafından keyfi biçimde “askeri hedef” ilan
edilmesi; sivillerin yaşadığı mahallelere yönelik topçu atışları, bombardımanlar ve silahlı
baskınlar; Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ve ağır ihlalidir. Ayrım gözetme ilkesi, orantılılık ilkesi
ve sivillerin korunmasına ilişkin mutlak yasaklar, bilinçli biçimde çiğnenmektedir. Bu saldırılar,
yalnızca bireysel ihlaller değil; zorla yerinden etme, demografik yapıyı değiştirme ve kolektif
cezalandırma amacı taşıyan organize bir savaş stratejisidir. Nitekim Suriye geçici hükümeti
tarafından yayınlanan bildiri ile Kürt halkına soykırım dayatılmakta ikinci Enfal katliamı
yaşatılmak istenmektedir.
HTŞ ve bağlı silahlı yapıların DAİŞ mensuplarının tutulduğu hapishanelere
yönelik saldırıları, bu suç tablosunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu eylemler, Suriye’de ve
bölgede bilinçli bir istikrarsızlaştırma politikası izlendiğini, DAİŞ tehdidinin yeniden sahaya
sürülmek istendiğini açıkça göstermektedir. DAİŞ’e karşı mücadelede on binlerce insanını
kaybetmiş Kürt, Arap, Alevi, Dürzi ve Suriye' de yaşayan tüm halklara karşı yürütülen bu
saldırılar, yalnızca yerel bir tehdit değil; uluslararası barış ve güvenliğe yönelmiş açık bir
sabotajdır.
Tüm bu ağır suçlar yaşanırken, 10 Mart mutabakatı ve ilan edilen ateşkes, HTŞ
tarafından sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Suriye Demokratik Güçleri, kamuoyuna açık
şekilde; saldırıya uğramadıkları sürece askeri harekata girişmeyeceklerini, siyasi çözüm,
müzakere ve diyalog kanallarına açık olduklarını defalarca ilan etmiş, son olarak ise 20/01/2026
Salı yani dün ilan etmiştir. Buna rağmen HTŞ ve bağlantılı silahlı yapılar saldırılarını
sürdürmekte olup ateşkesi fiilen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bu tablo, HTŞ’nin barıştan
değil; sivillere yönelik savaşın sürekliliğinden, istikrarsızlıktan, kaostan ve hukuksuzluktan
beslendiğini net biçimde ortaya koymaktadır.
Yaşananlar salt askeri bir çatışma değildir. Sahadaki saldırılar ve kullanılan
söylem; yüzyıllardır aynı coğrafya da birlikte yaşayan Arap ve Kürt halkları arasında düşmanlık
yaratmayı hedefleyen bilinçli ve kirli bir çatışma stratejisine işaret etmektedir. Halkları birbirine
kırdırmayı amaçlayan bu politika; Suriye’nin çok halklı ve çok kimlikli toplumsal dokusunu
parçalamaya, birlikte yaşam iradesini yok etmeye yöneliktir. Bu saldırılar, halkların ortak
geleceğine karşı yürütülen organize bir politik ve askeri sabotajdır.Bu ağır ihlaller karşısında, Suriye’nin kuzeyinde sivillere yönelik katliamları
protesto etmek amacıyla son günlerde Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleştirilen basın
açıklamaları ve yürüyüşler, tamamen barışçıl nitelikte olup herhangi bir yasa dışı unsur
içermemektedir. Buna rağmen, herhangi bir valiliğin yasaklama kararı bulunmaksızın kolluk
güçleri tarafından yurttaşlara yönelik keyfi, orantısız ve hukuka aykırı müdahaleler
gerçekleştirilmiştir. Urfa’da yaşananlar, bu hukuksuzluğun en ağır örneklerinden biridir.
Kentimizde, aralarında meslektaşlarımızın da bulunduğu yurttaşlar darp edilmiş, bir
meslektaşımız gözaltına alınmış; barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğü açık biçimde ihlal edilmiştir.
Van’da ise Van Barosu Başkanı’nın gözaltına alınması, müdahalelerin yalnızca yurttaşları değil,
doğrudan savunma makamını ve avukatlık mesleğini hedef aldığını açıkça ortaya koymuştur.
Benzer şekilde Türkiye’nin birçok kentinde de hukuka aykırı biçimde gözaltılar
gerçekleştirilmekte, demokratik haklarını kullanan yurttaşlar sistematik baskı altına alınmaktadır.
Oysa Anayasa’nın 34. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına
alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğü, önceden izin şartına bağlanamaz;
hukuka uygun biçimde gerçekleştirilen basın açıklamaları kolluk müdahalesiyle engellenemez.
Bu müdahaleler, açıkça anayasal düzenin ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlali
niteliğinde olup, demokratik hak kullanımının cezalandırılması anlamına gelmektedir ve kabul
edilemezdir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Sivillerin hedef alınması, özellikle kürt halkına yönelik etnik temelli saldırılar,
zorla yerinden etme, ateşkesin ihlali ve DAİŞ tehdidini canlandırmaya yönelik eylemler; başta
Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve
Siyasal Haklar Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca savaş suçu ve insanlığa karşı
suç niteliğindedir. Bu suçlar zamanaşımına uğramaz ve cezasız bırakılamaz.
Bu noktada sorumluluk yalnızca sahadaki silahlı unsurlarla sınırlı değildir. HTŞ’yi
fiilen meşrulaştıran, onun geçiş hükümeti iddiaları ile yaptığı katliamlara sessiz kalan, siyasi ve
askeri alan açan tüm devletler ve uluslararası aktörler, bu suçların sürdürülmesinde dolaylı
sorumluluk taşımaktadır. Suriye sahasında etkisi bulunan devletler ve 10 mart mutabakatının
garantör devletleri, ateşkesin korunması ve sivillerin güvenliği yönündeki yükümlülüklerini
yerine getirmemekte; uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını açık biçimde ihlal etmektedir.
Buradan;
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni,
BM İnsan Hakları Konseyi’ni,
Avrupa Birliği’ni,
Avrupa Konseyi’ni,
Uluslararası ceza adaleti ve insan hakları mekanizmalarını derhal, gecikmeksizin ve etkili
biçimde harekete geçmeye çağırıyoruz.
Uluslararası toplum artık bu suçlar karşısında “endişe” açıklamalarıyla, kınama
mesajlarıyla ve diplomatik denge söylemleriyle yetinemez. Sivillerin korunması, ateşkesin
uygulanması ve faillerin uluslararası ceza hukuku kapsamında hesap vermesi için bağlayıcı,
denetimli ve yaptırıma dayalı mekanizmalar derhal işletilmelidir.
Açıkça söylüyoruz:
Suriye’de sürdürülen bu saldırılar, barışı değil savaşı; çözümü değil kaosu;
halkların birlikte yaşamını değil etnik ve siyasal parçalanmayı büyütmektedir. Sivillerin hedefalınmasına, savaş suçlarının normalleştirilmesine ve hukuksuzluğun süreklileştirilmesine karşı
sessizlik, doğrudan suça ortaklıktır.
Suriye’de kalıcı ve onurlu bir barış; silahlı çetelerin zorbalığıyla değil, halkların
iradesiyle, adaletle ve uluslararası hukukun bağlayıcı normlarıyla mümkündür.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
Urfa Barosu'ndan Rojava yürüyüşünde tutuklananlara...
Şanlıurfa Barosu tarafından, Suruç ve Viranşehir ilçelerinde Rojava için düzenlenen gösteri ve...
RTÜK'ten İsrail Konsolosluğu önündeki olaylara ilişkin...
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen...
Şanlıurfa’da deprem paniği! Bakanlıktan ilk açıklama!
İçişleri Bakanlığı'ndan Şanlıurfa'da gerçekleşen 5.4 büyüklüğündeki depreme ilişkin açıklama...
Gündem Haberleri
TümüŞanlıurfa’da görevli doktor istifasını duyurdu
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan devlet hastanesinde çalışan Doktor Kadir Kiraz istifa...
Şanlıurfa’da iş arayanlar dikkat: Bakanlık personel...
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 67 ilde toplam 162 sözleşmeli kütüphaneci alımı yapacak. Alım olacak...
Diyanet heyeti Şanlıurfa’da personelin taleplerini dinledi
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “2026 Saha Buluşmaları” programı kapsamında,...
Şanlıurfalı Fakıbaba hem partisinden hem...
İYİ Parti Ankara Milletvekili Eşref Fakıbaba, hem partiden hem milletvekilliğinden istifa eden...
Azerbaycan 31 Türk’ü neden istenmeyen kişi ilan etti?
Azerbaycan, Fatih Erbakan, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ahmet Çakar ve Yusuf Kaplan’ın da aralarında...
Enerji Kentleri Birliği Üyeleri tarihin sıfır noktasında
Enerji Kentleri Birliği Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı için kente gelen birlik üyeleri,...
Şanlıurfa’da sanayi esnafından acı haber!
Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Evren Sanayi Sitesi esnafından Mustafa Antepli hayatını...
12 ilde suç örgütüne operasyon: 22 şüpheli gözaltında
Alihan Kuriş'in liderliğini yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon...
Bakan Çiftçi’den sel açıklaması: Vatandaşlar güvenli...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sel suların ateşlim olan İstanbul için açıklamalarda bulundu....
Şanlıurfalı gazeteci hayatını kaybetti
Şanlıurfa’da tanınan Gazeteci Hacı Dede Dindar 86 yaşında hayatını kaybetti.
Şanlıurfa Ticaret Borsası seçime gidiyor!
ŞUTB, 2026-2030 çalışma döneminde görev yapacak borsa organlarının belirlenmesine yönelik seçim...
Urfa'da motosikletin çarptığı yaşlı adam öldü!
Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde yolun karşı tarafına geçmeye çalışırken motosikletin çarptığı 72...





