RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Gündem Şanlıurfa'da Rojava'daki olaylara yönelik açıklama

Şanlıurfa'da Rojava'daki olaylara yönelik açıklama

Şanlıurfa Barosu tarafından Rojava'da süren olaylara ilişkin basın açıklaması yapıldı.

· 8 dk okuma · Süper A. · 94 okunma
0Yorumlar
Şanlıurfa'da Rojava'daki olaylara yönelik açıklama

 Şanlıurfa Barosu tarafından Rojava'da süren olaylara ilişkin basın açıklaması düzenlendi.

Yapılan Basın açıklamasına Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel ve çok sayıda avukat katıldı.

Şanlıurfa'da Rojava'daki olaylara yönelik açılamaBasın açıklaması Baro Başkanı Öncel, tarafından yapıldı.

Öncel, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Suriye’nin kuzeyinde, Rojava ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD)

kontrolünde bulunan bölgelerde; HTŞ ve HTŞ’ye bağlı silahlı yapılar tarafından sürdürülen

saldırılar, uluslararası hukuka göre ağır savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamındadır. Bu

saldırılar, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde

başlamış; kısa sürede başta Kürt halkı olmak üzere sivilleri doğrudan hedef alan, planlı, yaygın

ve sistematik bir şiddet rejimine dönüşmüş ve şu an şehrimizin yanında, sınırımızda

akrabalarımızın, kardeşlerimizin yaşadığı Rojava' ya, Kobane'ye kadar gelmiştir.

Bugün gelinen aşamada, HTŞ yalnızca silahlı bir yapı değil; fiilen Suriye’de “geçiş

hükümeti” ve de facto yönetim iddiasında bulunan bir siyasal-askeri otorite konumundadır. Bu

durum, HTŞ’nin işlediği ve işlenmesine göz yumduğu tüm fiiller bakımından devletlerin taşıdığı

sorumluluk rejimini doğrudan gündeme getirmektedir. Uluslararası hukuk açısından, fiili kontrol

sağlayan her yapı; sivillerin korunmasından, kamu düzeninden ve temel hakların güvence altına

alınmasından sorumludur. Bu sorumluluk, açıkça ve sistematik biçimde ihlal edilmektedir.

Sivil yerleşim alanlarının çeteler tarafından keyfi biçimde “askeri hedef” ilan

edilmesi; sivillerin yaşadığı mahallelere yönelik topçu atışları, bombardımanlar ve silahlı

baskınlar; Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ve ağır ihlalidir. Ayrım gözetme ilkesi, orantılılık ilkesi

ve sivillerin korunmasına ilişkin mutlak yasaklar, bilinçli biçimde çiğnenmektedir. Bu saldırılar,

yalnızca bireysel ihlaller değil; zorla yerinden etme, demografik yapıyı değiştirme ve kolektif

cezalandırma amacı taşıyan organize bir savaş stratejisidir. Nitekim Suriye geçici hükümeti

tarafından yayınlanan bildiri ile Kürt halkına soykırım dayatılmakta ikinci Enfal katliamı

yaşatılmak istenmektedir.

HTŞ ve bağlı silahlı yapıların DAİŞ mensuplarının tutulduğu hapishanelere

yönelik saldırıları, bu suç tablosunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu eylemler, Suriye’de ve

bölgede bilinçli bir istikrarsızlaştırma politikası izlendiğini, DAİŞ tehdidinin yeniden sahaya

sürülmek istendiğini açıkça göstermektedir. DAİŞ’e karşı mücadelede on binlerce insanını

kaybetmiş Kürt, Arap, Alevi, Dürzi ve Suriye' de yaşayan tüm halklara karşı yürütülen bu

saldırılar, yalnızca yerel bir tehdit değil; uluslararası barış ve güvenliğe yönelmiş açık bir

sabotajdır.

Tüm bu ağır suçlar yaşanırken, 10 Mart mutabakatı ve ilan edilen ateşkes, HTŞ

tarafından sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Suriye Demokratik Güçleri, kamuoyuna açık

şekilde; saldırıya uğramadıkları sürece askeri harekata girişmeyeceklerini, siyasi çözüm,

müzakere ve diyalog kanallarına açık olduklarını defalarca ilan etmiş, son olarak ise 20/01/2026

Salı yani dün ilan etmiştir. Buna rağmen HTŞ ve bağlantılı silahlı yapılar saldırılarını

sürdürmekte olup ateşkesi fiilen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bu tablo, HTŞ’nin barıştan

değil; sivillere yönelik savaşın sürekliliğinden, istikrarsızlıktan, kaostan ve hukuksuzluktan

beslendiğini net biçimde ortaya koymaktadır.

Yaşananlar salt askeri bir çatışma değildir. Sahadaki saldırılar ve kullanılan

söylem; yüzyıllardır aynı coğrafya da birlikte yaşayan Arap ve Kürt halkları arasında düşmanlık

yaratmayı hedefleyen bilinçli ve kirli bir çatışma stratejisine işaret etmektedir. Halkları birbirine

kırdırmayı amaçlayan bu politika; Suriye’nin çok halklı ve çok kimlikli toplumsal dokusunu

parçalamaya, birlikte yaşam iradesini yok etmeye yöneliktir. Bu saldırılar, halkların ortak

geleceğine karşı yürütülen organize bir politik ve askeri sabotajdır.Bu ağır ihlaller karşısında, Suriye’nin kuzeyinde sivillere yönelik katliamları

protesto etmek amacıyla son günlerde Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleştirilen basın

açıklamaları ve yürüyüşler, tamamen barışçıl nitelikte olup herhangi bir yasa dışı unsur

içermemektedir. Buna rağmen, herhangi bir valiliğin yasaklama kararı bulunmaksızın kolluk

güçleri tarafından yurttaşlara yönelik keyfi, orantısız ve hukuka aykırı müdahaleler

gerçekleştirilmiştir. Urfa’da yaşananlar, bu hukuksuzluğun en ağır örneklerinden biridir.

Kentimizde, aralarında meslektaşlarımızın da bulunduğu yurttaşlar darp edilmiş, bir

meslektaşımız gözaltına alınmış; barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğü açık biçimde ihlal edilmiştir.

Van’da ise Van Barosu Başkanı’nın gözaltına alınması, müdahalelerin yalnızca yurttaşları değil,

doğrudan savunma makamını ve avukatlık mesleğini hedef aldığını açıkça ortaya koymuştur.

Benzer şekilde Türkiye’nin birçok kentinde de hukuka aykırı biçimde gözaltılar

gerçekleştirilmekte, demokratik haklarını kullanan yurttaşlar sistematik baskı altına alınmaktadır.

Oysa Anayasa’nın 34. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına

alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğü, önceden izin şartına bağlanamaz;

hukuka uygun biçimde gerçekleştirilen basın açıklamaları kolluk müdahalesiyle engellenemez.

Bu müdahaleler, açıkça anayasal düzenin ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlali

niteliğinde olup, demokratik hak kullanımının cezalandırılması anlamına gelmektedir ve kabul

edilemezdir.

Buradan açıkça ifade ediyoruz:

Sivillerin hedef alınması, özellikle kürt halkına yönelik etnik temelli saldırılar,

zorla yerinden etme, ateşkesin ihlali ve DAİŞ tehdidini canlandırmaya yönelik eylemler; başta

Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve

Siyasal Haklar Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca savaş suçu ve insanlığa karşı

suç niteliğindedir. Bu suçlar zamanaşımına uğramaz ve cezasız bırakılamaz.

Bu noktada sorumluluk yalnızca sahadaki silahlı unsurlarla sınırlı değildir. HTŞ’yi

fiilen meşrulaştıran, onun geçiş hükümeti iddiaları ile yaptığı katliamlara sessiz kalan, siyasi ve

askeri alan açan tüm devletler ve uluslararası aktörler, bu suçların sürdürülmesinde dolaylı

sorumluluk taşımaktadır. Suriye sahasında etkisi bulunan devletler ve 10 mart mutabakatının

garantör devletleri, ateşkesin korunması ve sivillerin güvenliği yönündeki yükümlülüklerini

yerine getirmemekte; uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını açık biçimde ihlal etmektedir.

Buradan;

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni,

BM İnsan Hakları Konseyi’ni,

Avrupa Birliği’ni,

Avrupa Konseyi’ni,

Uluslararası ceza adaleti ve insan hakları mekanizmalarını derhal, gecikmeksizin ve etkili

biçimde harekete geçmeye çağırıyoruz.

Uluslararası toplum artık bu suçlar karşısında “endişe” açıklamalarıyla, kınama

mesajlarıyla ve diplomatik denge söylemleriyle yetinemez. Sivillerin korunması, ateşkesin

uygulanması ve faillerin uluslararası ceza hukuku kapsamında hesap vermesi için bağlayıcı,

denetimli ve yaptırıma dayalı mekanizmalar derhal işletilmelidir.

Açıkça söylüyoruz:

Suriye’de sürdürülen bu saldırılar, barışı değil savaşı; çözümü değil kaosu;

halkların birlikte yaşamını değil etnik ve siyasal parçalanmayı büyütmektedir. Sivillerin hedefalınmasına, savaş suçlarının normalleştirilmesine ve hukuksuzluğun süreklileştirilmesine karşı

sessizlik, doğrudan suça ortaklıktır.

Suriye’de kalıcı ve onurlu bir barış; silahlı çetelerin zorbalığıyla değil, halkların

iradesiyle, adaletle ve uluslararası hukukun bağlayıcı normlarıyla mümkündür.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur."



Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum Yaz

Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu

Gündem Haberleri

Tümü

Şanlıurfa’da görevli doktor istifasını duyurdu

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan devlet hastanesinde çalışan Doktor Kadir Kiraz istifa...

13 saat önce

Şanlıurfa’da iş arayanlar dikkat: Bakanlık personel...

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 67 ilde toplam 162 sözleşmeli kütüphaneci alımı yapacak. Alım olacak...

1 gün önce

Diyanet heyeti Şanlıurfa’da personelin taleplerini dinledi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “2026 Saha Buluşmaları” programı kapsamında,...

3 gün önce

Şanlıurfalı Fakıbaba hem partisinden hem...

İYİ Parti Ankara Milletvekili Eşref Fakıbaba, hem partiden hem milletvekilliğinden istifa eden...

3 gün önce

Azerbaycan 31 Türk’ü neden istenmeyen kişi ilan etti?

Azerbaycan, Fatih Erbakan, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ahmet Çakar ve Yusuf Kaplan’ın da aralarında...

3 gün önce

Enerji Kentleri Birliği Üyeleri tarihin sıfır noktasında

Enerji Kentleri Birliği Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı için kente gelen birlik üyeleri,...

3 gün önce

Şanlıurfa’da sanayi esnafından acı haber!

Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Evren Sanayi Sitesi esnafından Mustafa Antepli hayatını...

5 gün önce

12 ilde suç örgütüne operasyon: 22 şüpheli gözaltında

Alihan Kuriş'in liderliğini yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon...

5 gün önce

Bakan Çiftçi’den sel açıklaması: Vatandaşlar güvenli...

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sel suların ateşlim olan İstanbul için açıklamalarda bulundu....

9 gün önce

Şanlıurfalı gazeteci hayatını kaybetti

Şanlıurfa’da tanınan Gazeteci Hacı Dede Dindar 86 yaşında hayatını kaybetti.

10 gün önce

Şanlıurfa Ticaret Borsası seçime gidiyor!

ŞUTB, 2026-2030 çalışma döneminde görev yapacak borsa organlarının belirlenmesine yönelik seçim...

10 gün önce

Urfa'da motosikletin çarptığı yaşlı adam öldü!

Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde yolun karşı tarafına geçmeye çalışırken motosikletin çarptığı 72...

12 gün önce