Şanlıurfa’da 40 Yıllık Ayıbı 4 Yılda Kapatmak Mümkün mü?

Yayınlanma: 09.09.2025 10:42 Güncelleme: 09.09.2025 10:42

Şanlıurfa 40 yıldır aynı zihniyetle yönetiliyor; liyakatli isimler istisna, şehir büyüdü ama gelişemedi, gençler umutsuz.

Son 40 yıldır aynı zihniyetin yönetiminde adeta yerinde sayıyor. Arada bir liyakatlı, halkın derdini bilen, ehil isimler yönetime gelse de — örneğin Habib Aslan, Emin İzol ve bilgi birikimiyle görev alan Akif Gürdal gibi — bu örnekler ne yazık ki istisna olarak kaldı. Geri kalan atamaların çoğu hatıra, akrabalık ya da çıkar ilişkileri üzerine kurulmuş bir düzenin parçasıydı. Sonuç? Şehir büyüdü ama gelişmedi. Kültürel miraslarımız tozlandı, sosyal dokumuz yıprandı, gençler umutsuzluğa sürüklendi. Bugün yeni bir dönem başlıyor. Sayın Kasım Gülpınar’a halk büyük bir umut bağladı. Ancak bu umudun karşılık bulması için ilk şart, liyakat esaslı bir yönetim anlayışıdır. Sadece bir bakanın referansı, birinin babasının tanınırlığı ya da birilerinin kişisel ilişkileriyle yapılan atamalar bu şehri daha da geriye götürür. Biz bu filmi 40 yıldır izliyoruz. Şanlıurfa'nın gerçek potansiyeli, yüzyıllardır bu topraklarda biriken kültürel ve sosyal mirasta yatıyor. Bu mirası ortaya çıkaracak olan da, sadece koltuk dolduran yöneticiler değil; bu şehirle gönül bağı olan, bilgi ve tecrübesiyle katkı sunacak gerçek isimlerdir. Örnek mi istiyorsunuz? Merhum Kültür Müdürü Nevin Güllüoğlu… 1991 yılında, dönemin Valisi Ziyafettin Akbulut onu keşfetti. Ardından İstanbul Yıldız Sarayı'na yapılan kültür çıkarmasıyla tüm Türkiye ve dünya, Şanlıurfa kültürünü konuşmaya başladı. Marka şehir olmanın yolu, işte tam da bu tür hamlelerden geçer. Böyle insanlar hâlâ var bu şehirde. Yeter ki niyet olsun, samimiyet olsun, vizyon olsun. Sayın Gülpınar'a açık önerimdir: Eğer gerçekten "yeni bir dönem" başlatmak istiyorsanız, işe atamalardan başlayın. Ahbap-çavuş düzenine son verin. Toplumun içinden gelen, birikimli, üreten ve derdi gerçekten bu şehir olan insanlara görev verin. Ve unutmayın:   Tarih, bu şehre hizmet edenleri de, köstek olanları da unutmaz.   Bu halk, yarınlara bir “eser” bırakmak isteyenle, “yer kapmak” isteyen arasındaki farkı çok iyi bilir. Bu şehir artık eski hataları kaldırmaz. Ya birlikte yeniden ayağa kalkacağız, ya da geleceğe yine başımız öne eğik bakacağız.  

Devamını Okumak İçin Tıklayınız