“Sadece Sayfalar Yetse…”
Bir CHP'linin duygularını ve düşüncelerini paylaştığı içten bir yazı. Susmak artık bir seçenek değil, bir utançtır.
Bir CHP’linin içini dökmesi. Bazen insan yazmak istemez. Yazar çünkü mecburdur. Çünkü susmak artık bir seçenek değil, bir utançtır. Hele ki biraz vicdanın, azıcık merhametin ve sağduyun varsa… Hele ki bu memleketin yollarında yürümüş, sıcağını solumuşsan… Elin kaleme, kalem kâğıda düşer. Ben de öyle yapıyorum işte. Kalemi elime almamın sebebi birilerini göklere çıkarmak değil. Ama bazen hakkı teslim etmek, lafı yerine koymak gerekir. Bakın mesela, Sayın M. Ali Cevheri. Bugün Şanlıurfa’da birileri çıkıp “Eğitimde, barınmada, şehir planlamasında bir arpa boyu yol alınmadı,” diyorsa ya görmüyordur ya görmek istemiyordur ya da başka niyettedir. Harran Üniversitesi’nin barınma sorunu dendiğinde göğsünü gere gere çözümün altına imza atan kişinin kim olduğunu hafızalar unuturken, bazı defterler unutmaz: M. Ali Cevheri. Bugün Şanlıurfa, Türkiye genelinde en çok dersliğe sahip illerden biri hâline geldiyse, bunu sadece devlet politikasıyla açıklamak eksik kalır. Bu işin içinde, sahada çalışan, takip eden, ısrar eden isimler de var. Bu isimlerden biri: Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri. Özellikle dönemin Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yla birlikte sahaya inerek, Şanlıurfa’nın ihtiyaçlarını yerinde görerek ve en önemlisi Tarım Bakanlığı’na bağlı kalkınma fonlarını akıllıca yönlendirerek bu sürecin önünü açtı. Bakanlık fonlarının nereye, nasıl kullanılacağı tercihe bağlıdır. Mehmet Ali Cevheri bu tercihini eğitime, çocuklara, Şanlıurfa’nın geleceğine yönelik kullandı. Bürokrasiyle değil, sahayla konuştu. Bu kararlı ve ısrarlı takip sayesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın yatırım planlarında Şanlıurfa’ya öncelik verilmesi sağlandı. Bugün hem merkezde hem kırsalda açılan onlarca yeni okul, binlerce yeni derslik, daha rahat sınıflarda eğitim alan öğrenciler varsa, bu bir emek zincirinin sonucu. Elbette bu bir ekip işidir. Ama o ekibi kuran, süreci sahiplendiren, kaynağı doğru kullanan kişileri de unutmamak gerekir. Siyasi görüş ne olursa olsun, bu şehir için taş üstüne taş koyan herkesin adı anılmalıdır. Bu yüzden bir CHP’li olarak, hakkı teslim etmeyi bir erdem sayıyorum. Mehmet Ali Cevheri ve dönemin Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın bu süreçteki katkıları inkâr edilemez bir gerçektir. Sessiz ama yerinde bir başarıdır bu. Ve bazı başarılar alkıştan önce hakkı teslim etmeyi hak eder. Bugün siyaseti, sadece seçmeni kırmak, sadece oy toplamak sananlara inat, ben bu yazıyı bir hakkı teslim etmek için yazıyorum. Bu şehirde kimsenin söyleyemediğini söylemek lazım artık: Cezaevi karşısındaki yurt binasından geçen her genç, her öğrenci; bugün birilerinin siyasi tercihine değil, adam gibi adamların vicdanına borçludur. Ve ne yazık ki bu vicdanı, bu emeği yok sayanlar… Onlar da bir gün, sustukları her cümlenin altında ezilecekler. Ben yazarken rahatladım. Siz okurken ne hissedeceksiniz, orası size kalmış.